Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye 1980-1991
yılları arasında gösterdiği yıllık ortalama kişi başına %2.9'luk GSMH artışıyla
127 ülke arasında 16. sırada yer almıştır. Yine aynı kuruluş tarafından yayımlanan
"1997 Dünya Kalkınma Göstergeleri" isimli rapora göre Türkiye, dünyanın yükselen
devleri olarak nitelendirilen Çin, Brezilya, Rusya, Hindistan, Meksika, Arjantin,
Endonezya, Tayland ve Pakistan ile birlikte dünyanın gelişme potansiyeli en yüksek 10
pazarı arasında yer almıştır. Son yıllarda Türk ekonomisi, 1980 ve 1994 yılları
hariç, iyi bir gelişme trendi yakalamıştır. GSMH yıllık ortalama olarak 1980-1990 yılları
arasında %5.3, 1990-1995 yılları arasında %3.2 ve 1995-1997 yılları arasında ise
ortalama %7.9 ile dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme gerçekleştirmiştir. 1998 yılı başında enflasyonda kalıcı
bir düşüş sağlamak, makro ekonomik dengelerde istikrarı oluşturmak amacıyla bütçe,
borçlanma ve para programları üçer aylık dönemler itibariyle hazırlanarak yürürlüğe
konmuştur. Yılın ilk yarısında programda öngörülen hedeflere ulaşılmış ve bu
olumlu gelişmenin ardından Haziran 1999 tarihinde Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 18
ay süreli "Yakın İzleme Anlaşması" yapılmıştır. Ancak 1997 ortalarında
güneydoğu Asya'da başlayan krizin 1998 yılında daha da derinleşmesi, tüm dünyada
olduğu gibi Türkiye'de de finansal politikaları olumsuz yönde etkilemiştir.
Nitekim enflasyonla mücadele
politikalarının da etkisiyle 1998 yılında ekonomi ancak %3.8 büyümüştür. Bununla
birlikte program hedeflerine büyük ölçüde ulaşılmış, enflasyon azalma kaydetmiş
ve büyüme hızı programda öngörülen %3 hedefinin üzerinde gerçekleşmiştir. Dolar
bazında Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) %5 oranında artarak 204 milyar dolara, kişi başına
düşen milli gelir ise 1997 yılına göre %4.7'lik bir artışla 3224 dolara yükselmiştir.
|