İkinci Dünya Savaşından sonra, uluslararası
ticaret devamlı olarak dünya ekonomisindeki büyümenin üzerinde bir performans göstermiştir.
1990-1995 yılları arasında dünya üretimi yıllık ortalama olarak % 2 artarken, dünya
ticareti %6.2 oranında büyümüştür. Bu hızlı büyümenin en önemli nedeni ülkelerin
giderek ticareti serbestleştirmeleri ve bu yöndeki müzakerelere ağırlık
vermeleridir. Bu gelişmelerin sonucunda, sanayileşmiş ülkelerin ithalata uyguladığı
vergiler, 1950'li yıllarda % 40'lar civarında iken, bugün % 3-4'ler seviyesine gerilemiştir.
Dünyanın diğer bölgelerinde de aynı yöndeki politikalar ağırlık kazanmıştır. Türkiye
de ithalat vergilerini Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin uyguladığı seviyelere çekmeye
çalışmış ve 1995 yılında Gümrük Birliği Anlaşması imzalanmıştır. 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren Türkiye
ve AB ülkeleri arasında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması sonucunda, AB
ülkeleri ile yapılan sanayi malları ticaretinde tüm korumalar kaldırılmış, diğer
ülkeler ile olan ticarette de AB'nin Ortak Gümrük Tarifesi uygulanmaya başlanmıştır.
Bu durum dış ticaret dengesinin 1996 yılında bir miktar bozulmasına neden olmakla
birlikte, 1997 yılında ihracat %13 oranında artarak 26.2 milyar dolara, ithalat ise
%11.3 oranında artarak 48.6 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı yıl dış ticaret hacmi
74.8 milyar dolar, dış ticaret açığı da 22.3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
Nitekim Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından 1997 yılında yayımlanan "Dünya
Ticaretindeki Gelişmeler" adlı rapora göre, Türkiye dış ticaret hacmi en hızlı
artan ve böylece dış ticaret dinamizmi en yüksek olan dünyanın 21 ülkesi arasında
yer almıştır.
1998 yılında dış
talepte bölgesel olarak yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle, bir önceki yıl hızlı
bir gelişme gösteren ihracat artış hızı yavaşlamış; % 2.7 oranında bir artışla
26.9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. ithalat ise gerek iç talepteki daralma ve
ekonomide yaşanan durgunluk gerekse petrol fiyatlarındaki büyük oranlı gerileme
nedeniyle % 5.4 oranında azalarak 45.9 milyon dolara düşmüştür. İthalat ve
ihracatta görülen azalmalar neticesinde dış ticaret hacmi de %2.6'lık bir azalma göstererek
72.9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığı ise bir yandan
ithalatın gerilemesi diğer yandan da ihracattaki artış oranının nispeten düşük
kalması sonucunda %15 oranında azalarak 18.9 milyon dolara inmiştir.
Türkiye'nin 1998 yılı
dış ticaretini özellikle ihracatını değerlendirirken dünya ekonomisinde yaşanan
olumsuz gelişmelerin etkilerinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir. çünkü
1998 yılında temel olarak maliyet gelişmeleri ve döviz kuru politikaları açısından
rekabet gücünü ciddi boyutta etkileyebilecek olumsuz bir gelişme görülmemekle
beraber, dış talepteki daralma ihracattaki artışın % 2.7'de kalmasına yol açmıştır.
Türkiye'nin ihracat
pazarlarında rakip ülkeleri olan Uzakdoğu ülkelerinin paralarının yüksek oranlarda
değer kaybetmesi de başta tekstil ve konfeksiyon olmak üzere bazı sektörlerin ihracat
performansını olumsuz yönde etkilemiştir. Yine özellikle demir çelik sektörünün
ana pazarını oluşturan bu ülkelerin talebindeki daralma, adı geçen sektörün
ihracatını ciddi bir şekilde aşağıya çekmiştir.
Türkiye'de ihracat çeşitli
şekillerde teşvik edilmektedir. Son yıllarda parasal teşvikler yerini üretim ve yatırım
safhasındaki teşviklere bırakmıştır. Bu çerçevede Türk Eximbank aracılığı ile
ihracatçıya kredi, garanti ve sigorta desteği sağlanmaktadır. Geniş anlamda bir
ihracat teşvik aracı olarak, 1980 sonrasında ihracatta bürokratik formaliteler azaltılmış
ve basitleştirilmiştir.
|