Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasındaki işgal ve
kışkırtmalar, gayrimüslim azınlıkların evvelce gizli olarak kurdukları
cemiyetlerin ayrılıkçı faaliyetlerini yoğunlaştırmalarına ve bu arada aynı
amaçla yeni cemiyetler kurmalarına zemin hazırladı. Özellikle Yunanistan,
Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu tarihsel hedefi olan Megali İdea'yı (Büyük
İdeal) gerçekleştirmek için fırsat olarak gördüğünden bu faaliyetleri örgütleme
ve yönlendirme görevini üstlenmişti.Rum azınlığın kurduğu cemiyetlerin en
önemlisi Mavri Mira Cemiyeti idi İstanbul Rum Patrikhanesinde Patrik Vekili Droteos'un
başkanlığında kurulan bu cemiyet, doğrudan Yunan başbakanı Venizelos'tan direktif
almaktaydı. Büyük bir maddî güce sahip olan cemiyetin elindeki altın miktarı o
günkü Yunan hükümetinin sahip olduğu altın miktarından daha fazlaydı. Mavri Mira Cemiyeti Megali İdea'nın
gerçekleşmesini sağlamak için gerekli faaliyetleri yürütmek için kurulmuştu.
Cemiyet bu amaçla Osmanlı vilayetleri dahilinde çeteler kurmayı ve yönetmeyi, miting
ve diğer propaganda faaliyetlerinde bulunmayı üstlenmişti. Yunan Kızılhaçı ile
resmi muhacirin komisyonu da bu cemiyete bağlıydı. İstanbul Patrikhanesi ve Yunan
Konsolosluğu silah ve cephane deposu haline getirilmiş, kiliseler ibadet yerinden çok
askeri ambarlar şekline dönüştürülmüştü. Ermeni Patriği Zaven Efendi'yi de
satın alan Mavri Mira Cemiyeti Rum okullarındaki izci örgütlerini de yönetmekteydi.
Pontus Rum Cemiyeti, ilk
defa 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji'nde gizli olarak kurulmuştu. 1908 yılında
Samsun'da Müdafaa-i Meşrute, daha sonra Mukaddes Anadolu Rum cemiyetlerinin
kurulmasıyla Pontus teşkilatı genişletilmiş, Batum'dan İnebolu'ya kadar olan
bölgede bir çok şube açılmıştı. Pontus Rum Cemiyeti 1909 yılında atina'daki
Küçük Asya (Asya-yı Suğra) Cemiyeti'nin emri altına girmiş, ertesi yıl Pontus
adlı bir risale yayınlayarak çalışamalarını daha da yoğunlaştırmıştı. Birinci
Dünya Savaşı sırasında Rus işgal döneminin himaye ettiği bu faaliyetler ateşkes
sonrasında bu kez Yunanistan'ın güdümünde yeniden hız kazanmıştı. Cemiyetin
amacı Batum'dan Sinop'a kadar uzanan Karadeniz sahillerinde başkenti Trabzon veya Samsun
olan bir Karadeniz Rum Cumhuriyeti kurmaktı. Bu amaçla İstanbul'da Pontus adıyla bir
gazete çıkarmaya başlamış, Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde Rum azınlığın
yaşadığı yörelerde silahlı çeteler oluşturmuştu.
Diğer taraftan aynı amaç
doğrultusunda siyasî faaliyetlerde bulunmak üzere Avrupa'ya heyetler göndermekteydi.
Pontusçu Rumlar bir taraftan da Ermenilerle asıl sahiplerini unutmuş göründükleri
Trabzon'u paylaşamamak yüzünden rekabet halinde bulunuyorlardı. Bu cemiyetin iç
yüzü 16 Şubat 1921'de Merzifon Amerikan Koleji'ne yapılan ani bir baskın sonucunda
ortaya çıkarıldı. Ayrıca kolejin Amerikalı yönetiminin ele geçen evrakında,
İslam ve Osmanlı devleti Hristiyanlığın en büyük engeli ve düşmanı olarak
gösterilmekte, Rum ve Ermeni çocuklarını din ve devlet düşmanı olarak eğitirken
amaçları anlaşılmasın diye bir kaç müslüman çocuğa yaptıkları yardımı
büyük günah saydıkları ve bunun için Hazreti İsa'dan af diledikleri
belirtilmekteydi.
Rum azınlık tarafından
kurulmuş diğer bir cemiyet İstanbul'da Galata'da Minevra Hanı'nda Rum Muhacirleri
Merkez Komisyonu açık adıyla faaliyet gösteren, gerçekte Etnik-i Eterya'nın kolu
olarak çalışan Kordos cemiyetiydi. Cemiyet, orta ve doğu Karadeniz bölgesinde Rum
nüfusu artırmak için göçmenler ve bu arada göçmen adı altında silahlı Pontus
çetelerini yönetecek Yunanlı subay ve ajanlar göndermekteydi.
Devamı Var
|