Erzurum Kongresi'nin toplanması bölge üzerindeki
Ermeni ve Rum emellerine karşı Erzurum ve Trabzon illerinin işbirliğiyle kararlaştırılmıştı.
Bilindiği gibi Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Brest-Litovsk Antlaşmasıyla
Doğu bölgelerinin toprak bütünlüğü sağlanmış, ancak İtilaf Devletlerinin bu
antlaşmayı tanımamalarından cesaret alan Ermeniler Doğu illerine saldırmaya başlamışlardı.
Ayrıca Batılı devletlerin desteklediği bölgede bir Ermeni devleti kurma fikri ezici
çoğunluğu oluşturan Türk halkı tarafından endişe ile karşılanmıştı. Diğer
taraftan Karadeniz kıyıları da Rum ve Ermeni tehlikesi ile karşı karşıya
bulunuyordu. Bu nedenle Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti İzmir'in işgali üzerine
topladığı ikinci kongresinde hem silahlı mücadele kararı almış, hem de Doğu
Anadolu'yu temsil edecek daha geniş bir kongre toplamayı kararlaştırarak bu konuda
Erzurum'u da teşvik etmeye başlamıştı.
Sonuçta 30 Mayıs 1919'da Trabzon Muhafaza-ı Hukuk-ı
Milliye Cemiyeti'nin kongre heyetiyle Vilayat-ı Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye
Cemiyeti'nin Erzurum şubesi, Doğu illerinin birliğinin sağlanması amacıyla bir
kongrenin toplanması konusunda birbirlerine karşılıklı telgraflar çekmişlerdi. İşte
her iki cemiyetin birbirlerinden habersiz, güzel bir rastlantıyla aynı günde ve aynı
amaçla çektikleri bu telgraflar Erzurum Kongresi'ni hazırlamış ve böylece millî
birlik ve beraberliğin sağlanmasından önemli bir adım teşkil etmişti.
10 Temmuzda toplanması
kararlaştırılan kongre bazı temsilcilerin gecikmeleri nedeniyle aynı zamanda meşrutiyet
bayramına rastlayan 23 Temmuz günü şenliklerle açılmıştı. Erzurum Kongresi'ne
Erzurum, Trabzon, Sivas, Bitlis ve Van illerini temsil eden 56 kadar temsilci katıldı.
Elazığ ve Diyarbakır Valileri temsilcilerini kongreye göndermediler. Mustafa Kemal Paşa
ve Rauf Bey kongreye Erzurum merkez temsilcileri olan Kâzım ve Cevat (Dursunoğlu)
beylerin yerlerine katılmışlardı.
Kongrenin ilk günü başkanlığa
seçilen Mustafa Kemal Paşa, mevcut durum ve takip edilen yol hakkında aydınlatıcı
bir konuşma yaptı. Konuşmasında tarihin ve olayların zoruyla içine düştüğümüz
kanlı ve kara tehlikeleri görmeyecek ve bundan ürpermeyecek hiç bir vatanseverin düşünülemeyeceğine
işaret etti. Ateşkes hükümlerine aykırı olarak yapılan tecavüz ve işgallerden söz
etti. Tarihin bir milletin varlığını ve hakkını hiç bir zaman inkâr edemeyeceğini,
bu bakımdan vatanımız ve milletimiz aleyhinde verilen hükümlerin iflasa mahküm olduğu
söyledi. Vatanın ve milletin mukadderatını kurtarmak ve korumak hususunda son sözü söyleyecek
ve bunun gereğini uygulatacak kuvvetin bütün vatanda bir elektrik şebekesi haline
girmiş olan millî cereyanın kahramanlık ruhu olduğunu ifade etti.
Milletin mukadderatına
egemen bir iradenin ancak Anadolu'dan doğabileceğini belirtti. Millî iradeye dayanan
bir millet meclisinin kurulmasını ve kuvetini millî iradeden alacak bir hükümetin oluşturulmasını
kongre çalışmalarının ilk hedefi olarak gösterdi.
On dört gün devam eden kongre çalışmalarının sonunda bir tüzük teşkil edilerek tüzük
hükümleri bir bildiri ile ilan edildi. Bildiri, ülkenin her tarafına ve İstanbul'daki
işgal kuvvetleri temsilcilerine gönderildi. Bildiri ile ilan edilen prensip ve kararlar
özetle şöyleydi:
1. Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür.
Birbirinden ayrılamaz
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı Osmanlı Hükümeti'nin
dağılması halinde millet, birlikte savunacak ve direcektir.
3. Vatanın bağımsızlığını, İstanbul Hükümeti sağlayamazsa
bunun için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet millî kongrece seçilecek,
kongre toplanamamışsa bu seçimi temsil heyeti yapacaktır.
4. Millî gücü etken, millî iradeyi egemen kılmak esastır.
5. Hristiyan azınlıklara siyasî egemenliğimizi ve sosyal dengemizi
bozacak ayrıcalıklar verilemez.
6. Manda ve himaye kabul edilemez.
7. Millî Meclis'in derhal toplanmasına ve hükümet işlerinin meclisin
denetimine alınmasına çalışılacaktır.
Erzurum Kongresi'nde ayrıca
içlerinde Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey'in de yer aldığı 9 kişilik bir Temsil
Heyeti oluşturulmuş, başkanlığına Mustafa Kemal seçilmişti. Yine millî vicdandan
doğan cemiyetler Şarkî (Doğu) Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirilmişti.
|