Marmara havzasında Boğazları çevreleyen bölgede
başgösteren ayaklanmalar büyük ölçüde İngiliz politikasından kaynaklanmıştı.
İngiltere Boğazları uzun vadede denetiminde tutmak istediğinden bu bölgede tampon
bölgeler oluşturmayı amaçlıyordu. Bunun için İstanbul Boğazı'nı doğuya doğru
kapayacak Adapazarı, Hendek ve Düzce yöresindeki Kuva-yı Milliye'yi buralardan atmak
ve İstanbul Hükümeti'ni bu bölgelere egemen kılmak istiyordu. Bu nedenle İstanbul
Hükümeti vasıtasıyla bu bölgelerdeki Kuva-yı Milliye'ye karşı kuvvetler
oluşturmuş, ayaklanmalar çıkarmıştı. Nitekim kendisine böyle bir görev verilen
jandarma binbaşılığından emekli Ahmet Anzavur'un Biga-Gönen-Manyas yöresindeki
ayaklanması 1 Ekim-25 Kasım 1919 günleri arasında cereyan etti. Ayaklanma Yarbay Rahmi
Bey ve Çerkes Ethem kuvvetleri tarafından bastırıldı. Anzavur'un aynı yöredeki ikinci
ayaklanması iki ay devam etti (16 Şubat-16 Nisan). Bu ayaklanma sırasında Akbaş
cephaneliğini basan Köprülülü Hamdi Bey şehit edildi. Anzavur'un bu ayaklanma
sırasında aralarında Şehzade Cemaleddin Efendi'nin de yeraldığı bir nasihat heyeti
kendisiyle Gönen civarındaki Çalıoba köyünde görüştü. Anzavur kendisine yapılan
nasihatlara şu sözlerle cevap verdi: "Benim burada abdest almadığım dere,
dibinde namaz kılmadığım ağaç kalmadı. Başınızdaki şehzade de dahil olduğu
halde zabitler hepiniz gâvursunuz. Kuvva-i bagiyesiniz. Benim cemiyetim Kuvva-i
Muhammediyedir. Koynumda Mushaftır"
Bu ayaklanma da Çerkes
Ethem kuvvetlerince bastırıldı. Anzavur, Karabiga üzerinden deniz yoluyla İstanbul'a
kaçtı. Ayaklanmada sarayın parmağının olduğu açıktı. Padişah kendisine 11
Nisanda paşalık rütbesi verdi.
Diğer taraftan aynı
günlerde İstanbul Boğazı'nın doğusundaki bölgede I. Düzce ayaklanması (13
Nisan-31 Mayıs 1920) başgöstermişti. Zira İzmir'den nakledilen 56. Tümen'in
Bursa'da, 24. Tümen'in Geyve'de üslenmelerinden sonra Ankara'ya İstanbul'dan gelecek
İngiliz Halife ve propagandası için Adapazarı-Hendek-Bolu güzergâhından başka bir
sokulma yolu kalmamıştı. Padişah VI. Mehmet Vahdettin Adapazarı ve Düzce yöresinin
bazı ileri gelenlerini saraya davet etmiş, yapılan gizli toplantıda kendilerinden
sadakat yemini almıştı. Bu bölgeye iskân edilen Kafkasya göçmenleri saraya çok
sayıda kız verdiklerinden bundan maddî ve manevî çıkar sağlıyorlardı. Bu nedenle
öteden beri saltanatı hedef alan hareketlere tepki gösteriyorlardı. Ayrıca
Şeyhülislam fetvası da dinlerine çok bağlı olan bu insanlar üzerinde fazlasıyla
etkili olmuştu. İngilizler bu bölgedeki particilik çekişmelerini istismar etmişler,
daha Şubat 1919'da Düzce ve Bolu'ya Hürriyet ve İtilafçılarla temas etmek üzere
beş subaylarını göndermişlerdi. Ayaklanma sırasında isyancılara destek ve moral
vermek amacıyla bazı savaş gemilerine bölgeye yakın Karadeniz kıyılarında gösteri
yaptırmışlardı.
Ayaklanmayı bastırmak
amacıyla harekete geçen XXIV. Tümen Komutanı Yarbay Mahmut Bey ve kurmay başkanı 22
Nisanda şehit düşmüş, komuta ettikleri birlikler de dağılmıştı. İsyancılar
bundan sonra Hendek ve Adapazarı'nı ele geçirmişlerdi. Ayaklanma Mudurnu ve Nallıhan
üzerinden Beypazarı'na kadar yayılmış, Ankara üzerinde tehdit oluşturmuştu. I.
Düzce Ayaklanması Batı'dan Sapanca ve Adapazarı üzerinden harekete geçen Refet Bey
(Bele) komutalarındaki kuvvetlerce bastırıldı. Çerkes Ethem kuvvetlerinin Adapazarı,
Hendek ve Düzce'de ele geçirdiği elebaşılar idam edildi.
Devamı Var
|