Sovyetlere ve onların maşası durumundaki
Hive Hanlığı'na karşı ilk ayaklanma Cüneyd Han önderliğinde Yamud Türkmenleri
tarafından başlatılmış, ancak başarılı olunamamıştır. Cüneyd Han
bağımsızlık mücadelesini 1927 yılında Türkmenistan'ı terk etmek zorunda
kalmasından sonra 1938 yılında ölümüne kadar Afganistan'da sürdürmüştür. Türkistan Genel Valiliği
yerine, 30 Nisan 1918 tarihinde Rusya Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC)'ne bağlı
Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti TÖSSC kurulmuştur. 14 Ekim 1924 tarihinde
Özbek ve Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkmen SSC. Hazar
kıyılarından Merv bölgesine kadar uzanan Türkmen topraklarını, Buhara
Cumhuriyeti'nin Türkmenlerin bölgeleri olan Kerki, Çarcev'i, Harezm Cumhuriyeti'nin
Türkmenlerin bölgeleri olan Daşhovuz, İlyali, Parsu, Köneurgenç, Mangıt,
Ambar-Mamak, Sadavar, Dargan-Ata ve Hoceli'nin bir bölümünü kapsamıştır.

Türkmen
SSC.'nin kuruluşundan yaklaşık yedi ay sonra 13 Mayıs 1925 tarihinde Türkmen
Komünist Partisi (TKP) kurulmuştur. TKP'nin tamamen Moskova güdümünde olmaması parti
liderlerinin milliyetçilik ile suçlanmalarına neden olmuş ve 1937-38 yıllarında
Türkmen Yüksek Sovyeti'nin Başkanı Nedirbay Aykatov, Devlet Başkanı Gaygısız
Atabay ile birlikte birçok Türkmen aydını sürgüne gönderilmiştir. Türkmenlerin
Sovyetleşmeye ve Türkmen köylülerinin, göçebelerinin kolhozlarda toplanmaya karşı
direnmelerinin 1948 yılında hala devam ettiği TKP Birinci Sekteteri Batırov
tarafından da açıkça ifade edilmiştir. 1950'li yıllarda TKP Birinci Sekreteri Suhan
Babayev, Merkez Komitesi Kültür ve İdeoloji Bölümü Başkanı Nurcemal Burdiyeva ile
arkadaşları "Burjuva milliyetçiliği yapmak" suçlaması ile partiden
atılmışlardır.
Türkmen SSC.'yi
Sovyetleştirme kılıfı içerisinde Ruslaştırma hareketleri 1960 ve 1970'li yıllarda
bütün hızıyla devam etmiştir. Bu yıllarda TKP'nin başına Mahammednazar Gapurov
gibi Moskova'ya sadık, milliyetçi hareketlere ve aydın çevrelere baskı uygulayan
yöneticiler gelmiştir. Türkmenistan'da 1917'de yaklaşık 500 camii bulunurken SSCB
döneminde ülkedeki camiler kapatılmış, sünnet ve cenazelerin kaldırılmasında bile
islami tören yapılması yasaklanmıştır.
II. Dünya
Savaşı sıralarından itibaren SSCB geneline tamamen egemen olan Rus şövenizminden
çekinilmesinden dolayı Türkmenistan SSC'de birçok kentli Türkmen aydın ve bürokrat
çocuklarına resmi ad olarak bir Rus adı takmak zorunda kalmıştır. Ancak her
çocuğun aile ve akraba çevresinde kullanılan Türkmen Türkçesi veya islam kökenli
adı da bulunuyordu. Türkmenistan'ın bağımsızlığı sonrası resmi Rus adlar hızla
terk edilmiş ve aile içi kullanılan Türkmen veya islam kökenli adlar resmi ad
olmuştur. Türkmenistan SSC döneminde Rus şövenizminin etkileri evliliklere de
yansımıştı. Türkmen bürokratlar arasında Türkmenistan Komünist Partisi'nde veya
Türkmenistan SSC bürokrasisinde hızlı yükselebilmek, başkent Aşgabat'da beklemeden
lojman bulabilmek gibi nedenlerle Slavlarla (Rus, Ukraynalı, Beyazrus, Kossak) evliliği
tercih edenler veya çocuklarını evlendirenler azımsanmayacak kadar çoktu.
1985 yılında
M. Gorbaçov'un Açıklık (Glasnost) ve Yeniden Yapılanma (Perestroyka) politikası
sonucu SSCB'de düzenin yüksek sesle eleştirilmeye başlanması sonrasında TKP'nin
Moskova yönetimini küstürmeden halka daha yumuşak davrandığı görülmüştür. Bu
yumuşama içinde 1989 yılında Türkmenistan hükümeti aldığı kararla Türkmen
dilini Rusça ile birlikte cumhuriyetin resmi dili haline getirmiştir. Bu karar Türkmen
Türkçesinin devlet dili olması için atılan ilk adım olmasından dolayı büyük
önem taşımaktadır.
Türkmenistan'ın bağımsızlık yıllarına damgasını vuracak olan Saparmurat Niyazov
(Türkmenbaşı) da Parti içinde 1980-1984 yıllar arasında Aşgabat Kenti Komitesi
Birinci Sekreterliği'ne, 1985 yılında Bakanlar Komitesi Başkanlığı'na ve aynı
yılın Aralık ayında Türmenistan Komünist Partisi Birinci Sekreterliği'ne, 13 Ocak
1990 tarihinde de Türkmenistan SSC'nin Devlet Başkanlığı'na seçilmiştir.
|