Nüfus; 6.102.000
Etnik gruplar; % 65 Tacik, % 25 Özbek
Yüzölçümü 143.100 km2
Komşuları; Özbekistan, Kırgızistan, Çin,
Afganistan
Tacikistan, Orta Asya'nın can damarı Fergana vadisi ile Afganistan-Pakistan-Çin
sınırlarında önemli bir yere sahip.
Türkistan bölgesinin
temelini teşkil eden Özbekistan ve Kırgızistan arasına sıkışan ve Orta Asya'nın
Çukurovası olarak değerlendirilen Fergana vadisini üçe bölen Tacikistan'ın
sınırları, etnik meseleleri alevlendiren bir yapıda olduğu göz önüne alınırsa,
başkent Duşenbe'deki gerginliğin Türk-İslam dünyası için ne kadar tehlikeli
olduğu görülür.
Diğer cumhuriyetlerde
olduğu gibi aşiret-bölgecilik kavgaları, Tacikistan'da ne yazıkki beş yıl içinde
iç savaşa dönüşürken, yüzbinlerce kişi, Afganistan ve Özbekistan'a sığınarak,
toplumsal ve ekonomik meselelere yenileri eklenmiştir. Bugün kuzey-güney sürtüşmesi
olarak nitelendirilen anlaşmazlıklar, bölgeye hakim olmaya çalışan dış güçlerin
etkisi ile, öncelikle Özbekistan-Kırgızistan ve Tacikistan arasında yapay parçalanan
Fergana vadisi ve Özbekistan'ın geneline ve tabiatı ile bütün Orta Asya'ya yayılma
tehlikesi söz konusu.

Afganistan
olaylarını, tabii gaz ve petrolünü dışarıya çıkarmaya çabalayan Orta Asya'nın
iktisadî gelişmesini engelleyen bir unsur olarak değerlendirirsek, Tacikistan'da
patlayacak ikinci iç savaş, Orta Asya cumhuriyetleri bağımsızlığına zarar
vereceği gibi, Doğu Türkistan'da Uygurların milli mücadelesinde arkaya sürecektir.
Afganistan ve Tacikistan'daki bu gelişmeler aslında sadece Türk-İslam dünyası ve
Türkiye için değil, Rus ve Çin ortasında denge arayışında olan Batı dünyası,
özellikle ABD için de önemli bir mesele olarak değerlendirilebilir. Orta Asya'nın
güçlendirilmesinde en önemli görevi yüklenen Özbekistan'ın ve doğal olarak diğer
komşu ülkelerin geleceği,Tacikistan ile doğrudan bağlıdır.
Özbekistan'da
muhalefet güçlerini destekleyen Tacik aydınlarının bağımsızlık yıllarında
karşılaştığı zorluklar, iki toplum ortasında gerilim yarattığı bir gerçek.
Sovyet döneminde en çok hor görülenlerin gerçeği açıklamaya çabalayan
vatanperverler olduğu söylenirse bugün, bağımsızlıktan sonra tekrar gerçekleri
aydınlatmaya çalışanların, aynı şekilde dışlandığını söylemek mümkün. Ne
yazık ki, Türkistan medeniyetinin esas temelleri kurulan bugünkü Tacikistan ve
Özbekistan içinde, geleceğe yönelik gerçekçi yatırımlar planlayan aydınlar
çevresi olmadığı gibi, sadece kısa görüşmeler ile halledilebilecek sorunlar açık
şekilde muhakeme edilememekte, sonuçta bölgeye uzun müddetli bakan dış güçlerin
siyaseti hakim olmaktadır.
Bugün "Türkistan
bizim evimiz" sözlerini sık sık kullanan hükümet içinde, Türk-İslam
mefkuresini kavrayan ve Batı anlayışında ki demokratik düşünceyi kabullenen devlet
adamları olmadığı gibi, bölgenin tabii önderi Özbekistan'ı basit düşünceler ile
idare etmekle, onun tesirine girmemeye çalışan komşu ülkelerin ilişkileri
zedelenmektedir. Bugün, bölgedeki devlet başkanları biraraya geldiğinde , bu
sürtüşmeyi açık olarak görebilmek mümkündür. Özellikle, tabiî afet olarak
bakılan Aral iç denizi ve bölgenin su kaynağı Amuderya, Sirderya (Seyhun-Ceyhun)
nehirleri ile ilgili çalışmalarda, Taşkent-Aşkabad-Almatı-Duşanbe ve Bişkek
ortasında, gerçekten farklı görüşler var. Fırat-Dicle meselesi Orta Doğu için ne
derece önemli ise, Amuderya-Siriderya da Orta Asya için o derece önemlidir.
Kırgızistan'da belli oranda hissedilen demokratik devlet anlayışının, Özbekistan ve
Tacikistan'da mevcut olmaması da, mevcut çelişkiyi büyütmektedir.
Devamı Var
|