Nahçıvan, Güney Kafkasya'da bulunan tarihî bir
şehir ve bu şehrin merkezliğini yaptığı bir bölgenin adı olup, Aras nehrinin sol
tarafında bulunur ve bu nehir vasıtasıyla İran topraklarından ayrılır.Nahçıvan
şehri ve etrafı, tarih çağlarının hemen tamanını yaşamış olan önemli tarihî
merkezlerden biridir. Coğrafî konumu bakımından tarih boyunca doğu ile batı
arasında her zaman önemli geçiş ve irtibat noktalarından birini oluşturmuştur. İran'da kurulan Sasanî Devleti ve
Anadolu'yu elinde bulunduran Bizans arasındaki mücadelelerde iki taraf arasında sık
sık el değiştiren Nahçıvan, Halife Hz. Osman zamanında Halil bin Maslama tarafından
fethedildi. Fethi müteakip Arap valiler bu bölgeyi başlıca askerî merkezlerden biri
haline getirdiler. Bölge, İslâm Devleti tarafından Bizans'a karşı üs olarak
kullanılıyordu.

Bu ilk valilerden sonra
çeşitli Arap hanedanlarının idaresinde kalan Nahçıvan, Türklerin Orta Asya'dan
Anadolu'ya yönelişlerinde de önemli bir geçiş koridoru vazifesi yapmıştır. XI.
yüzyılda Selçuklular tarafından fethedilen bu bölge, Azerbaycan ile birlikte bir
süre Selçuklu şehzadeleri ve daha sonra da Selçuklu valileri tarafından idare
edildi.Nahçıvan'da 1136-1225 yılları arasında İldenizli Atabeğler (İldenizliler,
İldeniz Oğulları, Azerbaycan Atabeğleri) hüküm sürmüşlerdir. Şehir, Atabeğler
yönetimi sırasında ekonomik ve sosyal hayat bakımından oldukça önemli bir merkez
haline gelmiştir.
Daha sonra Nahçıvan ve civarı
Harezmşahların eline geçti ve kısa bir süre onlar tarafından idare edildi. Daha
sonra bölge, bütün Azerbaycan gibi Moğol istilâsına uğradı ve Moğollardan Hülagu
Han tarafından kurulan İlhanlılar Devleti yıkılıncaya kadar da bu devletin en
önemli merkezlerinden biri haline geldi.Daha sonra Nahçıvan ve civarının,
Azerbaycan'ın pek çok bölgesi ile birlikte ve sırasıyla Kara Koyunlular, Timurlular,
Ak Koyunlular, Safeviler ve Osmanlılar eline geçtiğini ve dolayısıyla yörenin,
Selçuklu fethinden itibaren Türk dünyasının önemli beldelerinden biri haline
geldiğini görmekteyiz.
Gerçekten de, şehir ve civarı, iki yüzyılı aşkın bir süre Osmanlılarla Safeviler
arasında devamlı bir mücadele sahası olan Azerbaycan da, bu mücadelelerden en fazla
etkilenen bölge oldu. Zaman zaman bu yüzden çok yıprandı. Zaman zaman da her iki
taraftan ciddi sayılabilecek bayındırlıklara ve refaha kavuşturuldu.
Osmanlı-Safevi mücadeleleri
boyunca sürekli el değiştiren Azerbaycan'da, 1747 yılında Nadir Şah-ı Afşar'ın
öldürülmesinden sonra başlayan kargaşalıktan yararlanan Azerbaycan hanlıkları
bağımsızlıklarını ilan ettiler. İşte bu sırada, Nahçıvan civarının en
güçlü teşekküllerinden olan Kengerli Oymağı'nın reisi Haydar Kulu Han, diğer
yerli beylerin de desteğini alarak, Şah'ın şehirdeki nâibi Ağa Han'ı kovup,
bölgede kendi hanlığını ilan etti. Hanlığın toprakları Nahçıvan şehri ile
Şerur, Ordubad, Megri, Gafan ve Culfa nahiyelerini içine almaktaydı.
Hanlığını mâmur ve halkını
müreffeh kılmak isteyen Haydar Kulu Han, hanlığının sınırları içinde ticâret ve
ziraatin gelişmesi için bir hayli uğraştı. Ancak askerî bakımdan oldukça
zayıftı. Bu yüzden hanlık bir müddet Karabağlı Penah Han'ın hâkimiyetini
kabullenmek zorunda kalmıştı. Bu cümleden olarak Penah Han'ın 1752 yılında Şekili
Hacı Çelebi Han'a karşı, kendi kuvvetleriyle birlikte Gence Hanlığı ve Gürcü
Krallığının kuvvetlerini de yanına alarak oluşturduğu ittifaka Nahçıvan
Hanlığı'nın da katıldığını görüyoruz.
Devamı Var
|