Tuva Türkleri'nin hayatı, diğer Türk boylarında
olduğu gibi XX. asra kadar hayvancılık ve avcılık üzerineydi. XIX. asrın sonlarında
yoğun olarak başlayan Rus göçü bu hayatlarında büyük ölçüde değişikliğe
sebep oldu. Ruslar 1884 yılında, ülkenin kuzeyinde bulunan Turan Kasabası'nı, 1914 yılında
Başkent Kızıl'ı kurdular. İlk göçerlerin daha çok deri ticareti ve ağaç işleriyle
uğraştıklarını görüyoruz. Göçer Tuva Türkleri'nin yerleşik hayata yoğun olarak
Stalin zamanında geçtikleri görülür.
Ak keçe çadırlarında (Ögler) yaşayıp; koyun, sığır,
keçi, yılkı sürüleriyle göçerlik yapan Tuvalar, Stalin'in kurdurduğu, tek odalı ağaç
evlerine daha çok 1940-50'li yıllarda yerleştiler. Bu değişim konusunda birçok Tuva
Türkü'nden duyduğum: "Kapısız keçe çadırlarımızda hırsızlık olmuyordu,
iki kapılı; üç, dört kilitli ağaç evlerimizde, bu kilitler kırılarak hırsızlık
yapılıyor." cümlesi bu yüzyıldaki değişimin bir özeti gibidir. Kurulan köylerle
birlikte hayvancılık, devlet çiftlikleri olan Kolhoz ve Solhozlara kaymıştır. Bir
yandan da ağaç ve maden işletmeleri geliştirilmiş, kurulan küçük köyler
kasabalara dönüşmeye başlamıştır. Bu kasabalara küçük uçakların inebileceği
hava meydanları inşa edilmiş, böylece kara yoluyla gidilemeyen yerlere uçakla gidilir
olmuştur. Tuva topraklarında bolca bulunan; taş kömürü, kobalt, demir, asbest, altın
yatakları verimsiz de olsa işletilmeye başlanmıştır. Demir yolunun bulunmaması,
maden işletmeciliğinin önünde bir engel olarak bugün de durmaktadır. Sovyetler'in
çöküşüyle birlikte, Tuva Türkleri büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır.
Mesela, Ak-dovurak
(Aktoprak) Tuva'nın Batısında, yaklaşık 12 bin nüfusu barındıran bir kasaba idi.
Kasabaların çoğunluğu Rus olan nüfusu geçimini, Tuva'nın en büyük maden işletmesi
olan asbest fabrikasında çalışarak sağlıyordu. Burada üretilen asbest, daha çok Çin'e
olmak üzere, dış ülkelere ihraç ediliyordu. Sovyetler çöktüğünde fabrikanın bakımı
yapılamadığı gibi, üretilen mallar da, o sırada asbestin kanser yapıcı özellikler
taşıdığı ortaya çıkmıştı, ihraç edilemez oldu. Ürettikleri malı satamayan işçiler
maaşlarını alamamaya başladılar. 1993 kışında, merkezi sistemle ısıtılan
kasabanın (su ısıtma sistemi de teknoloji eskiliğinden çalışamaz duruma gelmişti)
bütün evlerinin suları dondu ve insanlar aylarca susuz kaldı. Su olmayan yerde hayat
da yoktu. Nitekim burada bulunan Rus nüfusunun büyük çoğunluğu Rusya'nın iç bölgelerine
göç ettiler.
Esasen diğer işletmelerin
hemen hepsi de benzer akibete uğradı. Yıllarca peşinden koştukları ideoloji yok
olunca insanlar ne yapacaklarını şaşırdılar. Üstelik, serbest ticaret yapmak, ne
Tuvalılar'ın kendi kültürlerinde vardı, ne de komunist sistem onlara ticareti öğretmişti.
Küçük ticaret merkezleri açanlar daha çok Ruslar oldu. Bu gelişmeler, komünist
sistemin getirdiği en önemli unsur olna alkolizmi, inanılmaz dereceye ulaştırdı.
Tuvalılar'ın yapabileceği hayvancılık da, makinelerin yetersizliği yüzünden,
gerekli otların toplanamaması sebebiyle geriledi. "Bugün Tuva Cumhuriyeti bütçesinin
%90'ını merkezi yönetimden karşılamaktadır.
Cumhuriyete ithal edilen
mallar, ihraç edilenin 3, 3.5 katı kadardır." Bütün bunlar; Tuva'nın çok geniş
topraklarının, ormanlarının, maden yataklarının, akarsularının, hayvan beslemeye
elverişli otlaklarının, gereği gibi işletilmemesi veya kullanılmaması sebebiyle,
Tuva nüfusunu beslemeye, şimdilik, yetmediğinin bir göstergesidir. Tuva'da hayatın
zorluğundan kurtulmak yine Tuva insanının çabasıyla mümkün olacaktır. Nitekim Tuva
hükûmeti; serbest teşebbüsü geliştirmek, eğitimde kaliteyi arttırmak, dış ülkelerle
temasa geçmek yolundaki çabalarına devam etmektedir.
|