İlkin Türklük, Türk dünyası kavramları
üzerinde bir açıklık yapmak gereklidir. Çin hudutlarından Adriyatik'e kadar
çeşitli halklar tarihte ve bugün kendi boy ve hanedan adları yanında Türk kimliği
bilincini taşımışlardır. Osmanlılar bile kavim olarak kendilerini Türk
biliyorlardı. Bunun kesin bir dlilini. Fatih döneminde bir Osmanlı tarihçisi Aşık
Paşazade'de açıkça görüyoruz. O, Rumeli'deki fetih başarılarını anlatırken bir
ara coşarak "Türk arkalandı" demektedir. Türk adı onun eserinde sık sık
geçer; Türkmenlik, Osmanlı ailesinin menşei olarak zikredilir. Fatih devrinden
başlayarak Doğu Anadolu'da kurulan Türkmen devletleri, Osmanlı'nın Anadolu
egemenliği için büyük bir tehlike oluturunca Osmanlılar Türk ve Türkmen adlarını
kullanmaktan kaçındılar. Hatta kendi bölgelerindeki Türkmenler için bürokratik bir
tabir buldular ve onlar için Yörük adını kullandılar. Doğu Anadolu daha 11.
yüzyılda bir Türkmen memleketi olarak biliniyordu. 1270'lerde buradan geçen Marco Polo
bu bölge için Turcomania tabirini kullanmıştır. Bu Türkmenler, gerek Doğu
Anadolu'da gerekse Osmanlı ülkesinin başka taraflarında Orta Asya din geleneklerini
devam ettirerek heteredox tarikatlara tabi oldular. Daha sonra Şah İsmail bunların
siyasi ve dini lideri olunca da Osmanlı Devleti Türkmenlere karşı şiddetli bir
temizleme ve sindirme politikası gütmeye başladı. Bu olgu sonucu olarak, Etrak ve
Türkmen adları Osmanlı bürolarında aşağalayıcı anlamlar kazandı. Bununla
beraber, 16. yüzyılda bile bu bürokratlardan bazıları Türki-i Basit adı altında
basit Türkçeyle şiirler yazma merakını gösterdiler. 17. yüzyıl ortalarında Evliya
Çelebi Osmanlıların menşe itibariyle Türk ve Moğollarla akraba olduğunu
vurgulamaktaydı. Ebu'l-Gazi Bahadır Han'ın Şecere-i Terakime adlı eseri ve daha önce
Delhi Sultanlığında Ziyaüddin Barani ve 11. yüzyıl'da Divanü Lügat-it Türk ve
Kutadgu Bilig yazarları Türklük bilincini açık bir şekilde ifade etmekteydiler.
Kayda değer bir başka olay Macarlar Türk asıllı kabilelerle birlikte Panonya
ovasını işgal ettikleri zaman Bizans kaynakları bu bölgeye Turquia adını
vermişlerdir.
Bu genel Türk
kimliği ve bilinci nereden gelmektedir? Biz neden Türküz ve memleketimize neden
Türkiye diyoruz? Orta Asya'da, Doğu Avrupa'da birçok halklar bugün neden kendilerini
Türk bilmektedirler. Bunun cevabını şu olguya bağlamaktayız. Kendisini Türk olarak
ilan eden ilk halk, Kök-Türklerdir ve bunu İsa'dan sonra 732 ve 735 yılında Orhon
ırmağı kıyısında diktikleri anıtlarda açıkça ifade etmişlerdir. Bozkırlarda
kurulan İmparatorluklar kuruluş devrinde kaganın ilan ettiği bir törü (töre) veya
yasa ile kurulmuş sayılırdı. Egemen hanedan, çadır altında yaşayan bütün
orukları bu konfedarasyon içinde bu töre veya yasa altında birleşmiş sayardı. Orhon
kitabelerinde birleşme ve devlet kurma süreci "törüyü düzme" ifadesiyle
belirtilmektedir. Kök-Türk İmparatorluğu Kırım'dan Çin'e kadar bütün Avrasya'yı
hudutları içinde birleştirmiş ve İran'a karşı Bizans İmparatorluğu ile ittifak
yapmış büyük bir siyasi güç temsil etmekteydi.
Onun sınırları
içindeki kavimler, özellikle Türkçe konuşan ve Türkçeyi kabul eden halklar, bu
siyasi birliğe dahil oldukları içindir ki, Türk kimliği kazandılar. Siyasi birliğin
devletin kimlik yaratmak ve kimlik vermek gerekir. Dil ve etnik ayrılıklar üzerinde
siyasi birlik temel bir kimlik vermektedir. Bunun Avrupa tarihinde, örneğin Fransız
milletinin ortaya çıkışında açıkça görmekteyiz. 15. yüzyıldan başlayarak
Avrupa'da milli devletler ve milli kimlikler hep böyle söyasi birlik sonucu ortaya
çıkmıştır. Bugün bir milli devlet niteliğinde olan Türkiye devleti de aslında
sekiz yüz yıllık bir siyasi birliğin sonucudur. Çeşitli dil ve etnik azınlıklar
üzerinde ortak Türk kimliği ve bilinci bu uzun tarihi ortak hayattan
gelmektedir.Kök-Türklerden sonra Avrasya'ya hakim büyük bir kaganlık Cengiz Han ile
gerçekleşmiştir.
Devamı Var
|