Çuvaşlar'ın ve Çuvaş Adının Menşei Çuvaşlar'ın 18. yüzyıla gelinceye kadar
bir alfabelerinin bulunmaması sebebiyle kendileri için "Çuvaş"
adını ne zamandan itibaren kullandıkları hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Bunun için
"Çuvaş" adını diğer kaynaklarda aramamız gerekmektedir.
Rusların Kazan'ı işgal ettiği (1551-1552) dönemlerde yazılan Rus kaynaklarında
"Çuvaş" adının geçtiğini görüyoruz. Çuvaş adı
Ruslar'ın Kazan'ı işgallerinden önce de bazı kaynaklarda kaydedilmiştir. 1548 yılında
Moskova Knezi, Ar nehrinden Vat'ka'ya geçerken Karin Tatarlarına yazdığı yarlıklarda
"Çuvaş" adı da geçmektedir. 1526 yılında Alman Gerbenştayn
Moskova'yı ikinci ziyaretinde gördüklerini kaleme alır. Onun Latince yazdığı "Moskova
Notları" isimli kitabı, 1549 yılında yayımlanmıştır. Bu kitapta Gerbenştayn,
Kazan Hanlığı'ndan da bahsetmektedir. Kazan Hanlığı'nın otuz bin askeri içerisinde
Çuvaş ve Çeremişler'in en iyi nişancılar olduğunu ve kendilerine has kıyafetlerle
dolaştıklarını kaydeder.
Rus tarihî kaynaklarında
1524 yılında Çeremişler'le Çuvaşlar'ın İdil boylarında Ruslarla çarpışmaları
anlatılmaktadır.1692 yılında Lıslov Kazan'da eski bir Tatar belgesi bularak okur ve
bu belgeyi "Skifskaya İstoriya" adlı eserinde kaydeder. Bu belgede 1508 yılında
Tatar bayramı olduğu, Kazan Hanı'nın bütün tebaasını bayrama davet ettiği ve Çuvaşların
du bu bayrama katıldıkları yazılmaktadır.
1469 yılında Kazan
Hanı İbrahim Han, Hanlıkta yaşayan halkları ve Hanlığın coğrafyasını
kaydettirmiştir. Bu çalışmada Çuvaşlar, Çeremişler, Mıkşılar, Mişerler ve
Tatarlar yukarı halk olarak kaydedilmiştir. Böylece Çuvaş adı 1469 yılından
itibaren belgelerde karşımıza çıkmaya başlamıştır. 1469 yılından itibaren resmî
belgelerde görülmeğe başlayan Çuvaş adı bu tarihlerden önce de kullanılmış
olmalıdır. Prof. İ. N. Sminov'un kaydettiğine göre Vat'ka köprüsü yanında "Çuvaş"
adlı dokuz köy vardır. Bugün bu köylerde Ruslar ve Votyaklar yaşamaktadır. Belli ki
burada yaşayan Çuvaşlar zamanla asimile olmuşlar ya da bölgeden göç etmişlerdir.
1580-1582 yıllarında
işgal edilen Sibir Hanlığı'nın başkentinin yanında Çuvaş adlı bir dağın varlığından
bahsedilmektedir. Hatta Sibir Hanı Küçüm'ün, savaşı da bu dağdan izlediği
kaydedilmektedir. Bu dağ bugünkü Tobolsk şehri yakınındadır. Kırım'a girişte sol
tarafta Azak Denizinden uzanan koya burada yaşayanlar "Çuvaş"
demektedirler. Kitaplara ise "Sivaş" şeklinde girmiştir. Bu
koyun yakınında, toplanan vergilerin konulduğu bir yer vardır. Buranın adının da
"Çuvaş" şeklinde olduğu kaydedilmektedir.
Bütün bu yer adlarına
bakıldığında "Çuvaş" adının çok daha eskilere çıktığı
anlaşılmaktadır. Çuvaşların köklerini araştıran N. İ. Aşmarin'e göre "Çivaş"
adı eskiden daha değişik şekillerde söylenmiş olmalıdır. "Çivaş",
yerine "şıvaş", "şıvaş",
"şavas", "Savaş", "Savaş"
gibi. Çeremişler bunun için Tatarlar'a "Süyas" demektedirler. Şirşilli
denizinin diğer bir adının da "Sivaş" ve ş'irpü'deki Çuvaş
Köyünün "şavaş'" oılması bunun delilleridir. Çeremişler'in Tatarlar'a
"Süyas" demesinin sebebi ise, bu halkın Tatarlar gelene kadar
bölgeyi bu adla tanımış olmalarındandır. Çeremişler (Mariler) Kazan Tatarları'na
bugün de "Çıvaş" demektedirler. Tatarlar bu bölgeye 1236 yılından
başlayarak geldiklerine göre, demek ki, Çuvaş adı 1236 yılından önce de kullanılmaktaydı.
922 yılında Bulgar
Devleti'ni ziyaret eden Abbasi elçileri arasında kâtip sıfatıyla bulunan İbn Fadlan
Bulgar ahalisine "Suvas" ya da "Savas"
dendiğini zikreder.
Bu "Suvas" veya "savas" kelimeleri
"Suvar" kelimesinden başka bir şey değildir. Kaşgarlı Mahmud'un "Divan
ü Lügat-it Türk'te Suvarın diyerek verdiği kelimeler ve hatta bir cümle genellikle
z'li kelimelerdir. Türk lehçelerinin bazılarında r(rotasizm) ile kullanılan bazı
kelimeler diğerlerinde z(zetasizm) ile kullanılmaktadır. Hatta birtakım kelimeler hem
r'li, hem de z'li şekilleriyle aynı lehçe içerisinde de kullanılabilmektedir. Türkiye
Türkçesi'ndeki semir- ve semiz; Çuvaş Türkçesi'ndeki yigir ve ikis (ikiz) ve mar (değil)/
ET. emes ve mas (olumsuzluk) şekilleri bu konuyu daha iyi aydınlatacaktır.
Bize göre "Suvar"
kelimesi de zetasizmle "Suvaz" şekline dönüşerek yukarıda
verdiğimiz ara şekillerden geçip bugünkü "Çuvaş" şekline dönüşmüştür.
Suvarlar (Sabirler) İdil-Kama boylarına M.S. I. yüzyılda ulaşmışlardır M.S.V. yüzyılda
Batı Sibirya'dan gelen Sabirler'in İdil-Ural'a yerleştikleri de tarihî kaynaklarda kayıtlıdır.
Bugün harâbe halinde bulunan "Suvar" şehri ve "Simbir" (Bugünkü
Ulyanovsk) Suvarların (Sabirler) kurduğu şehirler olmalıdır.
Miladi 305 yılında
Kafkaslar'ın kuzeyinden Anadolu'ya sarkan Sabir (Suvar) Türkleri'nin Kars'tan girerek
Kastamonu'ya kadar ulaştıkları kaydedilmektedir. İkinci yol olarak da Doğu Anadolu'ya
sarkmış olmaları pek muhtemeldir. Sibir ya da Sibirya adının Sabirler (Suvarlar)'dan
geldiği artık herkesçe kabul edilmektedir. Son yıllarda Sümerler üzerine yapılan çalışmalar
Sümerlerin Türk olduğu yönündeki görüşleri pekiştirmiştir. Sabir, Sibir, Subar
kelimeleriyle Sümer kelimesi arasındaki bu benzerlik bir tesadüf olmasa gerektir.
Sonuç olarak milâdî yıllardan başlayarak İdil-Kama boylarına, Balkanlar'a ve
Anadolu'ya yayılan Suvar Türkleri son olarak İdil boylarında Çuvaş adıyla yeniden
tarih sahnesine çıkmışlardır.
|