Çarlık Rusyası sömürgeciliği, istila ettiği
toprakların hiç bir yerinde Kuzey Kafkasya'da yaptığı tahribatı yapmamıştır.
Kırım Harbi sonrasında 1858'de daha 20 yıl önce 1838'de Petersburg'ta kurulanv
Kafkasya Komitesi'nin planı uygulanmaya başlanmıştır. Bu plana göre KUzey Kafkasya
halklarının üçte biri anayurtlarından göç ettirilerek bunlardan boşalan topraklar
Rus-Kossak köylülerine verilecek ve bölgeye Çarlık idarî ve askerî personeli de
iskân edilecekti. Rus yazarı General R.A. Fadeyev, "Kafkasya Mektupları"
adlı eserinde 1899'da, Kafkasya Komitesi'nin bu planından sözederken: "Sonradan
gelişmelerin de teyid ettiği gibi bu projenin uygulanmasıyla Dağlıların
çoğunluğunun Rus Çarı'na biat etmeyerek Osmanlı Devleti'ne gidecekleri tahmin
ediliyordu. Kitleler halinde sürülen Kafksayalı yerli halk, Karadeniz kıyılarına
sevkediliyor ve zorla gemilere bindirilerek Anadolu'ya doğru yola
çıkarılıyordu." şeklinde bizzat yaşadığı olayları anlatmaktadır. Bugün Kafkasya'dan Anadolu'ya göç
konusunu ele alan sınırlı sayıdaki Sovyet araştırmalarının hemen hepsinde
gösterilmeye çalışıldığı gibi göçün gönül rızasıyla oluşan tabii bir
nüfus hareketi olduğunu reddetmeye Fadeyev'in sözleri bile yeterlidir. 1858'den
başlayarak uygulanan plan sonucunda Kuzey Kafkasya'nın batı kesimindeki nüfus hareketi
doğu kesimiyle kıyaslandığında yurdunda kalan halkların yerleşim haritasını
tamamen değiştirecek kökten ve radikal şekilde gelişen göç hareketi Kafkasya'nın
daha sonraki etnik yapısını da etkilemiştir. II. Dünya Savaşı yıllarında
Karaçay-Balkar Türkleri ile Çeçen-İnguş ve Kalmukların anayurtlarından sürgün
olayı bu etkiyi zirveye çıkarmıştır.
1860 yazında Kuzey
Kafkasya'da yeni idarî taksimat yapıldı. Kuban ve Terek eyaletleri ile bu eyaletlere
ait Rus-Kossak birlikleri oluşturuldu. Petersburg'da bulunan Kafkasya Komitesi, Kuban
havzasına, Rus-Kossakların yerleşimi tamamlandıktan sonra Kubanötesi diye bilinen
Adige ve Abaza yerleşim bölgelerine de 100.000 Rus ve Rus-Kossak köylüsünün
yerleştirilmesine karar verdi. Bölgenin yerli halkları olan Abaza ve Adige'lere Rus
hâkimiyetini kabul etmezlerse, Osmanlı topraklarına giden mecburî istikamet tek
alternatif olarak sunuluyordu. Rus Çarlığı 1859'da Kafkasya'dan bir kısım göçmenin
kabul edilmesi hususunda Osmanlı Devleti ile ilişki kurmuş bulunuyordu. Loris Melikov
1860'da Çar adına Osmanlılarla müzakerelere başladı. Rus tahminlerine göre bu
yıllarda resmi temaslar sonunda Anadolu'ya göçeden Kafkasyalıların toplam sayısı
40-50 bin kişidir. Göçün ortaya çıkarabileceği idarî meseleleri tahmin edebilen
Osmanlı Devleti ise 1860 yılında Trabzon Valisi Hafız Paşa yönetiminde
"İdare-i Umumiye-i Muhacirîn Komisyonu"nu göçle ilgili bütün konuları
yönetmek üzere kurmuş bulunuyordu.
1861 güzünde Rus
ordularının Kakfkasya'yı alt üst ettiği bir sırada Çar II. Alexandre kendisine ata
yurtlarından, doğdukları vatanlarından sürülmek istemediklerini belirten
Kafkasyalılara Rus makamlarının uygun gördüğü yerlere taşınmadıkları taktirde
Osmanlı topraklarına göç etmelerinden başka çareleri olmadığını açıkça ve
kesin olarak söylemiştir. 1862'de bölgede yerleşimini tamamlayan Rus Kossaklar, Kuban
nehrinin kaynaklandığı vadilere göre ilerlemeye başladılar ve 1863'te dağ
kalelerine kadar ulaşarak silah ve teçhizat yönünden kendilerinden zayıf durumda
bulunan Kafkasyalıları Karadeniz kıyılarına ve Kafkasya'nın daha güney bölgelerine
gitmeye zorladılar. Rusların uyguladığı bu katı baskı politikası nedeniyle bir
zorunluluk haline gelen göç neticesinde Rus kaynaklarına göre 1858-1859 ve 1862-1863
yazı periyodunda resmî kayıtlara geçmiş göçmen sayısı 80.000'e ulaşmıştı.
Şeyh Şamil'in 6 Eylül
1859'da Prens Baryatinski'ye teslim olmasından sonra 1864'e kadar süren cihad
hareketinin yapranış sürecinde Prens Baryatinski'nin tedricî fakat sistematik
yaklaşımıyla binlerce Kafkasyalı aile ancak taşınabilir mallarını yanlarına
alarak Anadolu'ya göçettiler. Ruslar, ele geçirdikleri bölgelerdeki Kuzey
Kafkasyalılara ya Kuzey'deki Sivastopol bölgesi ve Sal bozkırına ya da Osmanlı
topraklarına göç etmekten başka bir çareleri olmadığını söylüyordu. Diğer
yandan da halk içinde işletilen dedikodu mekanizması ile kuzeye göç edeceklerin
hristiyanlaştıracaklarını ve 25 yıl süreyle askere alınıp hilafet ordusu
karşısında cepheye sürüleceklerini yayıyorlardı. Bu propagandalar en az zor
yöntemleri kadar etkin olarak Kuzey Kafkasya'dan göçü yönlendirmiştir.
M. Yenkuyov adlı Rus
yazarın belirttiğine göre ele geçen Müslüman köylerin halkı, derhal en yakın
Rus-Kossak köyüne götürülüyor ve oradan da Anadolu'ya nakledilmek üzere Karadeniz
sahillerindeki toplama merkezlerine sevk ediliyordu. 1864 Mayısına kadar Karaçay
bölgesi de dahil olmak üzere bütün Kafkasya'yı Granddük Mihail Nikolayeviç
komutasındaki Rus birlikleri adım adım ele geçirdiler ve Çara Kafkasya seferinin
başarıyla tamamlandığı haberi iletildi. Bu zorlu savaş yıllarında nüfuslarının
önemli bir kısmını cephelerde kaybeden Kafkasya halklarını yükselen bir göç
dalgası bekliyordu.
Ağustos 1864'te Çarın
kardeşi olan Granddük Mihail Nikolayeviç, yayınladığı bildiri ile Kafkasya'nın bir
ay içinde boşaltılmasını, geride kalan herkesin savaş tutsağı olarak Rusya
içlerine sürüleceği tehdidini savurdu. 1864 güzünden başlamak üzere yıllarca
sürecek bir göç böylece başlatıldı. Kafkasya'nın verimli topraklarına sahip olmak
isteyen Ruslar, en çok stratejik sebepleri gözeterek bu göç hareketine engel
olmadılar. 1864 baharına ulaşıldığında göçeden Kafkasyalıların toplam sayısı
400 bine ulaşmıştı.
Devamı Var
|