1860'lı yıllarda Kafkasya'dan göçederek Osmanlı
Devleti'nin o günkü topraklarında iskân edilen Kafkasyalıların sayısı tahmini
olarak 700 bin-1 milyon arasındadır. Osmanlı Devleti'nin nüfus yapılanmasını
inceleyen Ubucini, ilk göç dalgasının sona erdiği 1864'te Osmanlı topraklarındaki
Kafkasyalıların sayısının 700 bine ve bu rakamın yüksek ölüm oranlarının azaltılmasına
rağmen 1866'ya kadar 1 milyona ulaştığını tahmin etmiştir. Bir diğer araştırmacı
Marc Pinson, 1860'lı yılların ilk yarısında Kuzeydoğu Kafkasya'dan göç edenlerin
sayısının 522 bine ulaştığını belirtmektedir. Bir diğer önemli çalışmada
Berzhe, Rus kaynaklarını tarayarak 1858-1866 periyoduna Karadeniz limanları yoluyla
Kafkasya'yı terkedenlerin sayısını 493.194 kişi olarak vermektedir. Berzhe bu sayıya
incelediği yıllarda Kafkasya'ya kara yoluyla terkedenleri katmadığı gibi sonraki yıllarda
göç edenlerin sayısına dair bir tahminde de bulunmamıştır. Karayolu ile Kafkasya'dan göçedenlerin
de deniz yoluyla göçedenlerin sayısına yaklaştığı tahmin edilmektedir. Ayrıca
Berzhe'nin verdiği sayı Çarlık Rusyası resmi makamlarının bilgisi dahilinde göçedenlerle
sınırlı olduğundan gerçektekinden daha düşük olma ihtimali kuvvetlidir. Çarlık
ve Sovyet dönemlerinde Kafkasya nüfusu ile ilgili çalışmasında V. A. Sarafyan, Ömer
de Helle'e atıfta bulanarak Kafkasya'dan göç edenlerin sayısını 2 milyon olarak
vermekte ve Shnistlerin bu sayıyı 1.5 milyon olarak bildirdiğini belirtmektedir. Bu sayıların
tamamı 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı öncesinde oluşan göç akımları ile ilgili
olduğundan genel olarak göç olayına katılan Kafkasyalıların tamamını yansıtmaktan
uzak olduğu halde göçün nasıl büyük bir kitle hareketine yolaçtığı hakkında
fikir vermektedir. Göçler sonunda Rus-Kossakların da iskân edilmesine rağmen Kafkasya
nüfsunda ortaya çıkan azalma göçün demografik etkisini çok güzel göstermektedir.
Kuzey Kafkasya'nın 1850-1860 yıllarında 3.200.000 olan toplam nüfusu 1897 nüfus sayımında
yarı yarıya azalmış olarak 1.662.000 kişiye düşmüştür.
Bütün etkili faktörlen
dikkate alınarak 1859-1879 yılları arasında 2 milyon Kafkasyalı'nın anayurtlarından
göçetmek zorunda kaldığı gerçekçi bir tahmindir. Fakat bu göçmenlerin ancak 1.5
milyonu hayatta kalmış ve Osmanlı topraklarında yerleşmiştir. 1881-1914 yılları
arasındaki devrede önceki göçmenlere ilave olarak 500 bin Kafkasyalı daha
Kafkasya'dan göç etmiştir. Bu dönemde Kazan ve İdil-Ural bölgesinden de Türk-Tatar
ve Başkırd Türklerinin önemli miktarda Osmanlı topraklarına göç ettiği
bilinmektedir.Kafkasyalı göçmenlerin önemli bir kısmı, muhtemelen toplam nüfuslarının
%20'si kötü beslenme ve salgın hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmiştir.
Kafkasya göçmenlerinin büyük bir kısmını barındıran Samsun'da 1864-1865'te ölüm
hızı, günde 120-150 ölüm gibi çok yüksek oranlara çıkmıştı. Yine büyük bir
intikal noktası olan Trabzon'da 1865'te 53 bin ölü kaydedilmiştir. O günkü nüfusla
oranlandığında bu rakamların gösterdiği gerçek daha iyi anlaşılacaktır.
Bu büyük nüfus hareketinin
hedefi olan Osmanlı topraklarına göçmenlerin yerleştirilmesi hususu o günkü Osmanlı
Devleti'ni önemli bir meseleyle yüz yüze getirmiş ve devrin yöneticileri o günün şartları
düşünüldüğünde son derece tutarlı ve başarılı bir iskân politikasını
belirleyip uygulayabilmişlerdir.
II. Abdülhamid Han döneminde
daha önce kurulmuş olan İdare-i Umumiye-i Muhacirin Komisyonu geliştirilerek eski
Suriye Valisi Naşid Paşa yönetiminde göçmenlerin günlük harcamaları için yemiye
verilmesi, geçici olarak kalacakları yerlerin hazırlanması ve daimî iskân
mahallerinin belirlenmesi gibi önemli konularda çalışmalar yapmıştır. Göçmenler
meselesinin çözümünde gerekli malî kaynak hususunda sıkıntıyla karşılaşan
Osmanlı hükümeti aldığı 30 bin Osmanlı Lirası borca karşılık olarak yabancı
sermayeli Osmanlı Bankası ve diğer kaynaklara geçiy ücreti iki katına çıkartılan
Karaköy köprüsünün gelirini karşılık göstermişti. Bu yıllarda devletin mali
durumunun son derece bozuk oluşu, göçmenlerin iskânı hususunda bazı yönetim katlarında
huzursuzluğa yol açmışsa da II. Abdülhamit Han, "Halife-i müminin ve'l-müminat"
sıfatıyla insiyatifi elden bırakmayarak hem göçmenlerin hem de Osmanlı müslümanlarının
gözünde mümtaz bir mevkiye yükselmiştir. Kendi ifadeleriyle "Rusyaca, din ve
diyanetimize olan taarruz ve halelden dolayı Hz. Peygamberin (s.a.v.) sünnet-i
seniyyesine baş eğerek Kafkasya'dan hicret" eden Kafkaksyalılara yakın ilgi ve güzel
muamelede II. Abdülhamid Han'ın annesinin Kafkasyalı oluşunun etkili olduğu söylenmiştir.
1899 yılında II. Abdülhamit
Han, göçmen işleriyle ilgili komisyonun bizzat başına geçmiş ve doğrudan doğruya
göç meselesinin içinde yeralmıştır. Bu yıllarda Anadolu'ya göçetmekte olan
Kafkasya'lı kafilelere Ermeniler tarafından saldırılarda bulunulduğuna dair
haberlerin yoğunlaşması üzerine devlet, Rusya nezdinde girişimlerde bulunarak
Kafkasyalı göçmenlerin can ve mal güvenliklerinin teminini talep etmiştir.
Devamı Var
|