Fransız Türkolog F.
Georgeon, "Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri, Yusuf Akçura" adlı eserinde Türk
milliyetçiliği hareketinin doğuşunu irdelerken, Türkiye dışında doğduktan sonra
çeşitli zamanlarda Anadolu'ya göç etmiş bulunan ve aralarında Yusuf Akçura, Ahmed Ağaoğlu,
Mehmed Emin Resulzâde, Abdürreşid İbrahim, Hüseyinzâde Ali, Ayaz İshakî, Halim
Sabit gibi isimlerin yeraldığı Rusya'nın baskısıyla yurtlarından göçeden bir grup
Türkün oynadığı önemli ve hayatî rolü vurgulamaktadır. Daha önceki kuşaktan
Mizancı Mehmed Murad ve sonraki kuşaktan Akdes Nimet Kurat, Reşit Rahmeti Arat, Sadri
Maksudî Arsal, A. Zeki Velidî Togan, Ahmed Caferoğlu gibi bir çok kıymetli ilim adamını
ekleyebileceğimiz ve Türk milliyetçiliği tarihinde tartışılmaz bir yese sahip aydınlar
grubunun oluşturduğu fikir hareketi olan Türk milliyetçiliği bütün Osmanlı fikir
hayatının en etkin akımı haline gelerek yeni Türk devletinin oluşumuna zemin hazırlamıştır. Türk milliyetçiliğinin fikir temellerinin oluşturulması
için bir yayın organı planlandığında ilk teşebbüs yine bu gruptan gelecektir. Türk
Dünyası'nn bütününü ilgi alanı olarak seçen bir kültür dergisi olarak yayınlanması
düşünülen "Türk Yurdu" dergisinin hazırlık çalışmalarına katılanlar
arasında Yusuf Akçura ve Ahmed Ağaoğlu'nun ve hatta dedeleri de Rusların baskısı
ile Osmanlı topraklarına göçetmiş olan Enver Paşa'nın bulunduğu bilinmektedir. Türk
Yurdu'nun 1915 yılı cildinde yer alan bir notta, Enver Paşa'nın Türk Yurdu'nun neşri
sırasında değerli yardımlarından sözediliyordu. Türk Yurdu'nun fikrî kaynağı bir
yana çıkış sermayesi Orenburg adlı Kazan bölgesindeki bir şehrin çok büyük
ailelerinden olan Hüseyinoğulları'ndan gelmişti. Ahmed Gani ve Mahmud Bey Hüseyinoğlu
kardeşlerin maddî birimine dayanan Türk Yurdu, çıktığı ilk yıllarda yazarlarının
kalitesi ve yayın politikasındaki tutarlılık ile Türk milliyetçiliği hareketinin en
güçlü dergisi haline geldi ve Türk dünyasında yarattığı ilgi Türkiye'nin sınırlarını
fersah fersah aştı.
Anadolu'da Türk milliyetçiliğinin
yayılması için ciddî çalışmalar yapan göçmen kökenli aydınlar Rusya
hakimiyetinde kalmış olan kardeşleri için de bazı faaliyetlerde bulunmuşlardır.
1915'te İstanbul'da "Rusya İdaresindeki Türk-Tatar Müslümanları Haklarını
Koruma Komitesi" ya da kısa adıyla "Türk-Tatar Heyeti" kuruldu. Bugünkü
insan hakları komiteleri benzeri bir faaliyet planı hazırlayan ve uyguluyan teşkilat,
Osmanlı topraklarına göç etmiş olan Yusuf Akçura, Abdürreşid İbrahim, Hüseyinzâde
Ali, Ahmed Ağaoğlu, Mukimeddin Beğcen, Çelebizâde Mehmed Esad gibi devrin tanınmış
isimlerini de barındırıyordu.
Bu şekilde 20. yüzyıl
boyunca Türkiye'nin fikir hayatını etkilemiş olan ve geleceğimizi de etkileyeceği
bilinen İslâmî ve milliyetçi akımlar çevresinde doğrudan doğruya veya dolaylı
faaliyette bulunan ve köken olarak 19. yüzyıldaki göçlere dayanan aydınların bu çalışmaları,
Osmanlı toplum yapısını değişime uğratarak yeni bir "Türk kimliği"nin
oluşmasını sağladı. Nüfus hareketlenmesini takiben ortaya çıkan bu oluşumun Türkiye
Devleti'nin kurulmasından sonra yeni bir safhaya girdiği söylenebilir.
Özetle, yıpranmakta olan
Osmanlı Müslüman toplumuna göç hareketleriyle Anadolu'ya ulaşan Müslümanların başarılı
entegrasyonu, Anadolu'nun mevcut sosyal strüktürünü temelinden değiştirerek millî
bir devletin oluşumunu sağlayacak sosyal ve politik ortamın doğuşuna zemin hazırlamıştır.
Tarihî oluşumların belli bir sosyal zemine dayandığı takdirde kalıcı olabileceğinin
güzel bir örneği olan Türkiye Cumhuriyeti bir yerde 19. yüzyıl boyu süren sosyal
depremlerin ve yürütülen uzun vadeli bir stratejinin ürünüdür.
|