İşlenmesi daha rahat
olan toprakların çoğunun ovalarda bulunmasına rağmen, Dağıstan'da tarih boyunca nüfusun
büyük bir kısmının dağ bölgelerinde yerleştiği görülmüştür. Milletlerin üzerinde
asırlar boyu yaşadığı toprak parçaları, bu süreç içinde yalnız fiziki olarak
ihtiyaç duyulan bir mekân olmaktan çıkarak, milleti millet yapan tarih ve kültür değerlerinin
saklandığı bir harîm-i ismet ve milletlerin varlık ve bekasının şartı haline
gelir. Dağıstan Dağlıları için de, adeta dört elle sarılarak yurt edindikleri ve
sarp yamaç ve kayalıklardan ibaret olan dağlar, onlara çok öğündükleri Dağlı
olma özelliğini ve Dağlı Kültürü kazandırmıştır. Dağıstan Dağlıları, bir taraftan
doğum, sünnet, evlenme, ölüm, kurban, Ramazan orucu, kutsal gün ve geceleri kutlama,
misafirperverlik, aileye düşkünlük, akraba ve dost ziyaretleri, yardımlaşma, dayanışma
ve fedâkarlık... gibi örf-âdetler, kültürel ve dini değerlerle bezenirken, diğer
taraftan da çok olumsuz tabiat şartlarıyla mücadele etmek zorunda kalma; yer darlığı
sebebiyle adeta çıplak kayalara tutunarak yaşama; gıda ve giyim gibi temel ihtiyaçları
bile karşılamada büyük zorluklarla mücadele etme; sarp ve verimsiz kayalarda bir avuç
buğday yetiştirmek ve bir güğüm su bulabilmek için büyük çabalar
sarfetme......gibi mücadeleler sonucu azim ve direnç sahibi, çelikten iradeli insanlar
haline gelmişlerdir.
Dağlılar, uzun kış
gecelerini değerlendirerek dar ve kapalı mekânlarda el emeği ve göz nuru ile çok değerli
sanat ve kültür eserleri meydana getirmişler; dış dünyadaki sert, mücadeleci ve haşin
görüntülerinin tersine, iç dünyalarında büyük bir sanat ve estetik hazinesine
sahip olduklarını göstermişlerdir. Dağlı kavimler, her biri ayrı bir dağı
kendilerine yurt edinerek yukarıda saydığımız ortak dini değerlerin dışında ayrı
birer dil ve kültür ağı örmüşlerdir. Dağlı kültürü, esas olarak işte bu
unsurlardan meydana gelmiştir.
Toplumların ekonomik,
sosyal, kültürel ve dil bakımından gelişmelerinde yerleşim şartlarının büyük
tesiri olmaktadır. Farklı dil ve kültürlere sahip toplumlar ortak mekânları paylaşmaları
halinde zamanla aralarındaki farklılıklar azalmakta, hatta yok olmaktadır. Bu
beraberliğin süresi arttıkça, farklı kültürlerden tek bir kültür oluşmaya başlamıştır.
Tabiat şartları gereği geçmişte birbirinden ayrı yaşayan fakat bu Dağlı kültürünü
birlikte oluşturan başta Avar, Lezgi, Kumuk, Tabasaran, Nogay, Azerî, Rutul, Agul,
Sakur...olmak üzere 30'dan fazla Dağıstanlı kavim, Sovyet iskân politikaları ile
birleştirilerek tek bir toplum oluşturulmaya çalışılmıştır.
Sovyetler döneminde
ekonomik gelişmeyle birlikte işte bu kültürel değişmeyi sağlayarak bir Sovyet
toplumu meydana getirebilmek ve zor eline geçirdiği bu kavimleri daha kolay kontrol altında
tutabilmek için Dağlı nüfusun dağlık bölgelerden ovalara ve Hazar sahillerine çekilmesine
büyük önem verilmiştir. Lenin'e göre, nüfusun köylerden şehirlere kaydırılması,
gelişme sürecinin bir gereği olup, bu süreçle insanlar geri kalmış ve göz ardı
edilmiş olan yerlerden modern ve gelişmiş bir hayata kavuşurlar. Dağlılar'ın yeni
kurulan şehirlere ve sitelere geçmesi, dağlarda yaşanan ekonomik sıkıntıları kısmen
unutturmakla birlikte, Dağıstan kavimleri arasındaki sosyal ve kültürel farklılıkların
azalmasına sebep olmuştur. Böylece rengârenk desen, çizgi dil ve kültürlerden oluşan
bu Dağlı kültür, Sovyetler döneminde tek bir renk, çizgi ve tek bir dilden oluşan
Sovyet kültürünü oluşturma hedefinin mağduru olmuştur.
Doğum, ölüm,
evlenme, boşanma....gibi sosyo-kültürel hadiselerin ve örf-âdetlerin karakteristik özelliklerindeki
değişmeler, esas olarak inşaat tekniğinin değiştirilerek blok şeklindeki
apartmanların dikilmesi, yeni sanayi merkezleri, şehir ve işci sitelerinin kurulması,
hayat tarzı ve emek yapısının değişmesi, eğitim ve meslek seviyesinin yükselmesi,
sanayi sektörüne kadınların kitlevî olarak çekilmesi ve bunun sonucu olarak iş
hayatında emeğin cinsiyet bileşiminin kadınlar lehine değişmesi...gibi faktörlerle
ortaya çıkmıştır. Sosyalist bir toplum oluşturma yolunda bu faktörlerin Dağıstan
halkını derinden etkilediği görülmektedir.
Dağlık bölgelerde geçim şartlarının ağırlığı ve toprakların yetersiz oluşu
emek fazlasının şehirlere göçmesinde önemli bir faktör olmuştur. Şehir yerleşimini
teşvik etmek amacıyla inşa edilen düşük kaliteli ve çoğu 50-60 metrekareyi geçmeyen
apartman dairelerine yerleştirilen Dağlılar; sosyalist kültüre büyük engel oluşturan,
yalçın kayalıkları kendisine mesken edinmiş din ve gelenek esaslı kültürlerinden
daha kolay uzaklaştırılmıştır. Sovyetlerin bu politikaya büyük önem vermesinin
sebebi, yetmiş yıllık tek yanlı büyük propoganda ve tahribata rağmen söz konusu Dağlı
kültürünün bugün bu bölgelerde bütün canlılığı ile hâlâ yaşamakta olmasından
yaşamaktadır.
|