Turan birliğinin en başında gelen Dil problemi
burada da karşımıza çıkmaktadır.
Çok sayıda dilin konuşulduğu Dağıstan'da dil birliğini sağlamak her zaman ilk sırayı
işgal eden önemli meselelerden biri olmuştur. Bugün ortak anlaşma dili Rusça olmakla
birlikte, araştırmalar, Dağıstan dillerinin Türkçe etrafında birleşmeye doğru bir
tekâmül seyri takip ettiğini göstermektedir. Ancak bu birleşmeyi diğer dillerin
ortadan kalması şeklinde anlamamak gerekir. Buradaki birleşmeden kasdedilen, Türkçe'nin
Dağıstan halklarının konuştuğu ortak bir anlaşma dili haline gelmesidir. Buna örnek
olarak, 1860'da Kaluga'da sürgün hayatı yaşarken Şeyh Şâmil'i ziyaret eden
Ruslar'dan İ. Zahar, hatıratında Şeyh Şâmil ile Avarlar'dan oluşan maiyyetinin Azerî
Türkçesi konuştuklarını ve Kazan Türkleri'nden olup Rus ordusunda hizmet gören
askerler ile bu dil ile anlaştıklarını anlatır.
Diğer taraftan, Âsâr-ı Dağıstan adlı meşhûr eserin yazarı Mirza Hasan Efendi
Alkadarî gibi muhtelif Dağıstan kavimlerine mensup yazarların Sovyet sistemine kadar
kitap ve gazetelerini Türkçe olarak neşretmeleri ve 1917 Rus İhtilali 'nden sonra,
gerek Dağıstan'da kurulan milli devletin sınırları içinde gerek Çerkezistan'da ve
Çeçen, İnguş, Oset, Balhar, Karaçay ve Nogay ülkelerinde, tedrisatın ilk
mekteplerde mahalli dillerde yapıldıktan sonra orta mektepten itibaren Türkçe yapılmasına
ve umûmi devlet dili olarak Türkçe'nin kullanılmasına karar vermeleri, hatta mahalli
dilin Türkçe olduğu Dağıstan'da Osmanlı Türkçesi'nin İstanbul lehçesinin resmi
dil olarak kararlaştırılması....bu süreci doğrular mahiyettedir. Türkçe Dağıstan'da bu mevkiini
1930 yılına kadar devam ettirmiş, bu tarihte Rusça umumi devlet dili olarak kabul
edilmiştir. Bundan sonra kabileler arasında irtibat dil vazifesini görmekle beraber, Türkçe
tedrisat, yalnız Türkler'le meskûn mahallere münhasır kalmıştır. Rusça'nın resmi
dil haline getirilmesi ile yavaşlayan 'Dağıstan dillerinin Türkçe etrafında birleşmeye
doğru gösterdiği tekâmül seyri' nin Sovyetler'in çözülerek bağımsız Türk
Cumhuriyetlerinin ortaya çıkması sonucu Türkçe'nin yeniden önem kazanması ve Rusya
Federasyonu'nun demokrasiye geçmiş olmasıyla bugün yeniden hız kazanacağı tahmin
edilebilir. Bugün Türk Cumhuriyetlerinde sayıları yüzlerle ifade edilen ve Dağıstan'ın
Mohaçkale ve Derbent gibi en büyük şehirleriyle, Botlıh gibi kışın ancak havayolu
ile ulaşılabilen yerleşim birimlerinde de açılan ve Türkçe eğitim yapan özel Türk
liseleri ile Derbent'te de örneği bulunan yüksek öğretim kurumlarının sözü edilen
bu sürece katkıda bulunacağı muhakkaktır.
Dağıstan 'da Arapça
da çok önemli bir yere sahip olmuştur. İslâmiyet'in kabulü ile birlikte Arapça'ya
karşı büyük bir alâka uyanmış, Arap alfabesi Dağıstan dillerinin de alfabesi
haline gelmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi, henüz İslâm'ın bu topraklara girdiği
VII. Yüzyılda Dağıstan'ın sanat eserlerine kûfî hatla damgasını vuran Arap dili
1917 yılına kadar bütün Dağıstan halkları için edebiyat ve bilim dili olarak
fonksiyon görmüştür.
XIX. yüzyılın başlarına gelindiğine Dağıstan'ın mescid ve medrese bulunmayan köyü
kalmamıştır. Bu mescid ve medreselerde Arapça, Türkçe, Farsça ve yerli Dağıstan
dillerinde eserlerin bulunduğu zengin kütüphaneler bulunuyordu.
|