Kafkasya'nın kuzeydoğusunda,
yüzlerle ifade edilen dillerin konuşulduğu, çok renkli ve ilginç bir sosyo-kültürel
yapıya sahip olan Dağıstan, araştırmacıların ilgisini çeken zengin özelliklere
sahip bir ülkedir. Doğduğu ilk yıllarında İslâmiyet'le tanışan Dağıstan'ın
tarihi Türk-İslâm tarihi ile iç içedir. Osmanlılar'la beş yüz yıla yakın süren
beraberlik, dağınık Dağlılar'ı birleştirip onlara bağımsız bir devlet kazandırması
rağmen, bu devlet Bolşevizm tarafından yıkılmıştır. Zengin tabiî kaynaklara ve
hidroelektirk potansiyele sahip olan Dağıstan'da nüfusun büyük bölümü geçimini başta
hayvancılık olmak üzere tarımdan sağlar. Hayvancılık içinde koyunculuğun yeri çok
önemlidir. Bağ ve bahçecilik de kayda değecek önem taşımaktadır. Dağıstan
ekonomisi içinde temel sektör olarak yer alan sanayi makine yapım ve metal, kimya, inşaat
malzelemeleri, enerji ve hafif sanayi kollarından oluşur. Dağıstan'da otuzu aşkın kavim yaşamakta,
bunların sayısından daha fazla dil konuşulmaktadır. Dağıstan'da nüfusun yaklaşık
bir çeyreğini teşkil eden Kumuk, Nogay ve Azeriler başta olmak üzere Türk kökenli
kavimler, Dağlı diğer kavimlerle sosyo- kültürel bakımdan bütünleşmiş
bulunmaktadır. Türklerle asırlar süren beraberlik, bu ülkede Türk Dili'nin asırlarca
ortak dil olarak kullanılması sonucunu doğurmuş, dini eğitimde Arapça'ya çok önem
verilmiştir. Sovyet sisteminin milli kültürleri ortadan kaldırdığı Stalin zamanında
Rusça resmi dil ilan edilmiştir. Rusça bugün bu coğrafya üzerinde büyük bir ağırlığa
sahip bulunmaktadır. Sovyet sistemi yerli dil ve kültürlere medyaya yer vermek
suretiyle, Dağıstan milletlerinin gönlünü hoş tutmaya çalışmıştır. Bugün de
aynı politika devam etmektedir. Güney Dağıstan'da nüfusun çoğunluğunu teşkil eden
Azerilerle Lezgiler arasında sun'i olarak oluşturulmaya çalışılan anlaşmazlıklar,
din birliği sebebiyle her defasında ciddi boyutlara ulaşamadan önlenmektedir.
Dağıstan edebiyatının
temelini, daha çok merkezinde Şâmil ve arkadaşlarının bulunduğu bağımsızlık ve
hürriyet savaşları ile Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisinin oluşturduğu halk türküleri,
destanlar ve manzum eserler oluşturmaktadır. Çoğunlukla kadınların eseri olan şiir,
şarkı ve ağıtlar kahramanlık, ahlâki üstünlük ve vatanseverliğin teşviki için
söylenmiştir. Dağıstan, Rus ve Yahudi nüfusun ülkeyi terketmeye başlamasıyla bugün
%90'a yakın bir oranda müslüman nüfustan ibaret hale gelmiştir. Sovyet sisteminin dağlımasıyla
Dağıstan'da halk dine yönelmeye başlamış, her yerde camiler inşa edilmeye başlanmıştır.
Dağıstanlı çağdaş yazarlar, laik Rusya'da Ortodoksluğun medya aracılığı ile ön
plana çıkarılmasından rahatsızlık duymaktadırlar.
Eskiden kan davası gibi
olumsuz unsurları içeren Dağlı kültür, dinin de katkısıyla ferdi, sosyal, ahlaki
ve insani değerler bütünü haline gelmiştir. Asırlar boyu geçim kaynağı olan el
sanatları aynı zamanda sanat ve estetiğin en güzel örneklerini sunmuş;bugün de
sunmaya devam etmekte, fakat biraz ilgi beklemektedir. Dağıstan'da faaliyet gösteren
orta ve yüksek öğretim düzeyindeki Türk eğitim kurumları Dağıstan eğitimine
kaliteli ve çağdaş katkılarının yanısıra; dostluk, barış, kardeşlik ve iyi ilişkilerin
geliştirilmesinde önemli fonksiyonlar vaadetmektedir. Dağıstan'da yaygın olan bir mülkiyet
şekli de vakıf topralar idi. Bu topraklar, devlet adamları yahut özel kişiler tarafından
dini-hayrî ve bazı kamu hizmetleri için ebedi olarak bağışlanmış topraklardı.
Vakfın esası, bir malı
insanların faydalanması için, Allah'ın mülkü hükmünde olmak üzere, ferdi mülkiyet
sahasından çıkarmaktır. Mallar taşınır ve taşınmaz olabilmekle birlikte, asıl
vakıf, taşınmaz malların vakfıdır. Han, hamam, çarşı ve konumuz olan zirai
topraklar gibi taşınmazların gelirleriyle eğitim, din, bayındırlık, sağlık ve
sosyal yardım kurumları....gibi hayır müesseseleri finanse edilirdi. Müslüman
toplumlarda vakıfların gelişmesinin temel sebebi, İslâm'ın sosyal ve iktisadi sistem
anlayışıdır. Bu sistemdeki lüks ve israf yasakları ve infak anlayışı harcanabilir
gelirleri vakıflar yoluyla toplum refahının artmasına yöneltmiştir. Teknik yaklaşımıyla,
Müslüman toplumlarda, tüketici rantı denilen 'mallara daha yüksek fiyat ödeyebilme gücü',
fiyat farklılaşması yoluyla lüks tüketimde israf edilmemiş; vakıflar gibi hizmet
kurumları aracılığıyla umumi refahın artmasına yardımcı olmuştur.
Dağıstan'da da vakıf
toprakların varlığı, esasen bu toprakların vakfa konu olmadan önce özel mülkiyet
konusu olduğunu, dolayısıyla bu ülkede ikta' sisteminin çözüldüğünü gösterir.
Bununla birlikte vakıf sisteminin, vakfedilen toprakların ferdi mülkiyetten çıkıp
Allah'ın mülkü haline gelmesi sebebiyle feodalist eğilimlerle tezat teşkil ettiğini
de belirtmek gerekir.
|