Osmanlılar ile İranlılar'ın
kan kaybettiği XVIII. Yüzyılda yıldızı gittikçe parlayan Ruslar, asrın başlarında
ele geçirip terk etmek zorunda kaldıkları Hazar kıyısındaki Dağıstan topraklarını,
1796 İran Seferi sırasında yeniden ele geçirdiler. Küçük hanlıklar arasındaki çekişme
ve anlaşmazlıklardan faydalanarak, fazla çaba sarf etmeden, oldukça büyük miktarda
toprak ele geçirdiler. Dağlılar için yeni bir olay olan top, etkili birkaç şarapnel
atışı ile en kalabalık Dağlı birlikleri dağıtmaya kâfi geliyordu. Bu yeni düşman
karşısında tutunamayan küçük ve zayıf hanlıklar, önce boyun eğmek zorunda kaldılarsa
da, ilk fırsatta ayaklanarak bağımsızlıklarını kazanmaya çalıştılar. Onların
bu hareketini ihanet olarak değerlendiren Ruslar, amansızca üzerlerine yürüyerek, köy
ve kasabalarını acımasızca imha ettiler . 1796 yılında Derbent alınırken, komşu
Tabasaranlar da boyun eğdiler. 1803'te Dağıstan'ın en önemli hanlığı olan
Avaristan, 1806'da Bakü ve Kuba hanlıkları ele geçirildi. 1819 yılında bir çok Dağlı
kabile; Akuşa veya Dargi, Siorgen, Rogul ve Kubaçi de işgal edildi. Daha evvel 1786 yılında
Ruslar'a itaat eden Gazim Kumuk Han'ı da 1821 yılında isyan ettiyse de Ruslar'a
yenildi. Çeyrek asırda Dağıstan'ın büyük bölümü ve güneydeki hanlıklar Ruslar'ın
eline geçti. Bu işgaller esnasında Ruslar, son derece gayri medeni ve gayri ahlaki
davranıyor, oldukça barbar metodlar uyguluyorlardı. Uygulanan gayri insani metotlar
kendisi de bir zâlim olan Çar I. Nikola'yı bile rahatsız etmişti. İşgaller ve bu işgallere karşı yürütülen
amansız mücadele sebebiyle, XIX. Yüzyılın ilk yarısı Dağıstan açısından
tarihinin en önemli dönemlerinden birini teşkil etmektedir. Bu dönemde Dağıstan,
1813 yılında İran ile Rusya arasında imzalanan Gülistan Andlaşması ile kesin olarak
Rusya'ya bağlandı. Ancak Rus egemenliğini kabul etmeyen Dağıstanlılar'ın direnişi,
bu ülkenin sembol ismi haline gelen Şeyh Şâmil'in önderliğinde destanvâri bir şekilde
1859 yılına kadar sürdü. Bu tarihten sonra da yer yer bazı ayaklanmalar olduysa da başarılı
olunamadı ve Dağıstan Rus egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı.
Ruslar ele geçirdikleri
geniş topraklar üzerindeki hakimiyetlerini sürdürebilmek amacıyla, bir takım askeri
ayrıcalıklar tanıdıkları Kazakları bu topraklara yerleştirdiler. Dağıstan, toprak
bakımından fakir olması sebebiyle, Rus göçmenlerine pek çekici gelmiyordu. Fakat dağların
bittiği yerlerden başlayarak güney yönünde uzanan verimli topraklar stanitsalarla
dolmuş ve bu verimli toprak hattını korumaya almışlardı. Böylece pulluk ve saban, kılıcı
izleyerek, bazan da beraber ilerlediler. Bu gelişmeler sonucunda somut sonuçlar elde
edilerek, sürekli kalınabilecek üsler kuruldu ve dağ eteklerinde sona eren bu yerleşim
bölgeleri, daha sonraları gerektiği takdirde dağlara yapılacak seferlerin hareket
noktası olarak kullanıldı.
XVIII. yüzyılda Avrupa
devletleri iktisad, siyasi, askeri ve teknolojik faktörlerin tesiriyle sömürge
siyasetlerine büyük bir hız kazandırmışlardı. İspanya ve Portekiz'i izleyen İngiltere,
Fransa, Belçika, Hollanda gibi ülkeler deniz aşırı ülkelerde Amerika, Afrika ve Asya
kıtalarındaki geniş toprakları müstemlekeleri haline getirerek, buraların tabiî ve
beşeri kaynaklarını büyük ölçüde sömürmeye ve zenginliklerini kendi ülkelerine
taşımaya başlamışlardı. Bir Avrupa devleti olan Rusya 'da bu yıllarda iktisadi ve
askeri bakımdan gittikçe güçleniyordu. Bu potansiyelinin yanısıra, Rusya'nın,
ordusunun büyüklüğü, toplumun kimi sınıflarındaki yurtseverlik ve kader duygusu,
merkezi bölgelerin tehlikelere hemen tümüyle kapalı oluşu....gibi demografik, sosyal
ve coğrafi avantajları bulunuyordu. Bu imkânlarını kullanan Rusya, diğer Avrupa
devletleri gibi topraklarını genişleterek yeni sömürge sahaları elde ediyordu.
Bu dönemde bir taraftan
kendilerinin onlarca kat fazla ve çağın en güçlü silahlarıyla donatılmış
Ruslar'a karşı cansiperâne bir direniş gösteren Dağıstanlılar, diğer taraftan da
bu zor şartlar altında ellerinde tuttukları Dağlık Dağıstan'da bazı sosyo
-ekonomik düzenlemeler yapmışlardır. Yapılan en önemli düzenlemelerden biri,
Ruslar'ın bile onlarca yıl sonra ancak kaldırabildikleri derebeylik rejimini kaldırmalarıydı.
Bu sebeple, bu dönemde Dağıstan'da meydana gelen sosyo-ekonomik gelişmeleri doğru ve
eksiksiz tesbit edebilmek için Rusya'nın o günkü durumuyla birlikte, büyük direnişin
bizi ilgilendiren yönlerini kısaca gözden geçirmekte fayda vardır.
|