Dağıstan'ın Ruslar'a karşı mücadelesinden söz
açılınca akla ilk olarak Şeyh Şâmil gelmekle birlikte, Dağıstanlılar'ın Ruslar'a
karşı mücadelesi daha işgalin başladığı XVIII. Yüzyılın sonlarında, yayınladığı
bir beyanname ile bütün Kafkasyalılar'ı Ruslar'a karşı cihada çağıran Şeyh
Mansur ile 1783'te başlamıştır. Şeyh Mansur, eğitimini tamamladıktan sonra
Grozni'nin güneyindeki Aldi'de halkı aydınlatmaya başladı. Gücü ve ününün hızla
yayılması Çar Nâibi Potemkin 'in üzerine asker göndermesine sebep oldu. Ancak Çeçenistan
ormanları Albay Pieri komutasındaki Rus kuvvetlerine mezar oldu. Daha sonra Pieri
Aldi'yi aldıysa da, Şeyh kurtulmayı başardı. Dönüşte Rus askerlerini kuşatan Şeyh,
neredeyse tümünü imha etti. Bu zafer Şeyh Mansur'a büyük şöhret kazandırdı. Şeyh Mansur, düzensiz ordularıyla Kızlar'ı
ve Grigoriopolis kalesini kuşattıysa da başarılı olamadı. Kumuk, Kabartay, Çeçen
ve Dağıstanlılar'dan oluşan bir orduyla Terek kıyılarında Rus ordusuna yenilerek
Karadeniz kıyısındaki Osmanlılar'a sığındı. Çerkesler'in başına geçen Şeyh
Mansur, Ruslar'a karşı başarılar elde etti. 1787 yılında Osmanlı -Rus savaşında
Çerkesler'in başında mücadele etti. 1788 yılında yenilerek Osmanlılar'ın elindeki
Anapa'ya sığındı. Bu kalenin Ruslar'ın eline geçmesiyle Ruslar'a esir düştü. Dini
inançlarındaki tutarlılığı ve askeri kabiliyeti ile Ruslar'a karşı gazâ ilan
ederek, bu uğurda ilk defa bayrak açan ve dağ ve ormanların sert tabiatlı savaşçılarını
peşinden sürüklemesini bilen Şeyh Mansur, Kafkas kabilelerini birleştirmeyi başaramadı
ise de, Batılılar'ın Müridizm dediği ve Rus imparatorluğunun karşısına dikilerek,
uzun yıllar ilerlemesine engel olacak Sûfilik hareketinin temellerini atmıştır. Müridizm,
Dağlılar'daki hürriyet aşkının dini inanç ve ruhla kaynaşmasıyla ortaya çıkan
yeni bir dünya görüşü ve hayat felsefesi idi.
Dağıstan'ın dini ve
siyasi liderlerinden, büyük bir alim ve hatip olan Gimrili Gazi Muhammed, Şeyh
Mansur'un başlattığı hareketi devam ettirerek, 1829 yılında Arapça bir bildiri ile
; ırk, mezhep ve tarikat ayırımı yapmadan bütün Kafkas halklarını Rus işgaline
karşı cihada davet etti. Aynı zamanda Şâmil'in de ilk hocası ve arkadaşı olan Gazi
Muhammed, Dağıstan'ın her tarafından gelen dini liderlerin de katıldığı bir halk
toplantısında seçimle İmam ilan edildi ve cihad çağrısı benimsendi. İmam Gazi
Muhammed, çok kısa fakat fırtınalı ve unutulmaz zafer ve yenilgilerle dolu bir mücadele
döneminden sonra, 1832 yılında Gimri'de Ruslar'la çarpışırken şehid düştü. Onun
yerine geçen Hamzat Bek 'in de Eylül 1834'te kan davası sebebiyle bir suikast sonucunda
öldürülmesiyle Dağıstan özgürlük hareketinin başına imam olarak Şeyh Şâmil seçildi.
Dağıstanlılar'ın
Ruslar'a karşı yürüttüğü mücadeleye geçmeden önce, bu savaşların büyük çoğunluğunun
geçtiği dağlık ve ormanlık bölge hakkında bilgi vermekte fayda vardır. Dağlık bölgeler
Dağıstan'da, ormanlar ise Çeçenistan'da bulunuyordu. Savaşların geçtiği dağlar, yüksekliği
binlerce metreyi bulan, hiçbir ağacın bulunmadığı ve zirveleri her zaman karlarla
kaplı olan sarp ve uçurumluk yerlerdi. Bu bölgelerde, engebeli ve dar yataklarında
kendilerine bir yol açmaya çalışan ırmakların derinlikleri bin metreye kadar ulaşıyordu.
Kasaba ve köyler savunmaya uygun yerlerde kurulmuştu. Bu sebeple meskûn mahallerin çoğu
yüksek bir tepenin üstünde veya tepe ya da kaya parçasının karşısında kurulurken,
gerisinin de erişilmesi imkansız dik bir uçurumla emniyete alınmasına dikkat
edilirdi. İki katlı olarak taştan yapılan evler, mümkün olduğunca bir amfiteatr şeklinde
düzenlenir ve birbirine siper olacak şekilde dizilirdi.
Sadece iki atlının yanyana
geçebileceği kadar dar yapılan dolambaçlı sokaklar, bir parmaklığa veya ağaçtan
engele sahip evlerin bulunduğu yerden kesilirdi. Savaş anında, yolu savunanların hepsi
oradan çıkarılmadan veya öldürülmeden oradan geçilmesi imkansız olurdu. Bugün
modern silahlarla kolayca yerle bir edilebilecek bu yerler, Ruslar'la savaşın yürütüldüğü
sırada, ya top mevzilerinden yeterince uzak bulunuyor ya da bu toplardan yeterince
korunma sağlayarak, daha aşağıda bulunan düşman ateşine fazla mazur kalmadan onlara
etkili darbeler indirilebiliyordu. Her Dağlı evi, buraları savunan kararlı erken hatta
kadınlara karşı savaşılarak ve teker teker alınmak zorundaydı. Bağımsızlık savaşının
başlangıcında, Dağıstan'ın nüfusu yarım milyon civarında olup, bunun bir çeyreği
Dağıstan'ın tarihi yönden en önemli ve kalabalık kabilesi olan Avarlar'dan bir çeğreyi
Türk kökenli kavimlerden, kalan yarısı da çok çeşitlilik arzeden diğer Turani
kavimlerden oluşuyordu. Kafkaslar'daki toplam nüfus ise 4 milyon kadardı. İmam Şâmil
'in öncülüğündeki Dağıstanlılar, Rus ordularını defalarca hezimete uğrattılar.
Ancak Ruslar, bir taraftan dağıttıkları çok büyük paralarla kendilerine taraftar
kazanırken, baş eğmeyenlere karşı ise devamlı olarak yıpratıcı ve yok edici bir
katliam savaşı uygulamakta idiler.
Göreve geldiğinde İmam
Şâmil çok güç durumda idi. Avaristan'a hakim olan Hacı Murad İmam'a karşı
Ruslar'dan yardım istedi. (Bunu Ruslara karşı Şeyh Şamille kurgulanmış bir oyun
olduğu söylenmektedir ) İmam, önce Avarlar'ın merkezi Hunzah'ı kuşattıysa da Rus
yardımının yetişmesi sebebiyle kuşatmayı kaldırdı. İmam seçildiği Aşilta yakınlarında
General Iveliç'i yendi. Sonra Aşilta'yı tamamıyla tahrip edip halkını katliama tabi
tutan General Fêzê ile Tilitl'de yapılan savaş sonunda mütâreke anlaşması imzaladı.
Bu anlaşma Fêzê tarafından bir başarı gibi gösterilmekle birlikte İmam'a büyük
bir itibar kazandırdı. Çeçenistan bütünüyle İmam'ın emrine girdi. Büyük ısrarlara
ve parlak vaadlere rağmen, Kafkasya'yı ziyaret eden Çar Nikola ile görüşmeyi kabul
etmedi.
Durumun ciddiyetini anlayan
Çarlık, daha dikkatli planlar hazırlamak zorunda kaldı ve İmam'ı kesin olarak yok
etmek amacıyla General Grabbe görevlendirildi. Dağıstan dört bir yandan Rus
birlikleriyle kuşatıldı. 1839 yılında Çeçenistan Hanı Taşof Hacı, İmam'ın
emrine aykırı bir hareketi sonucu Grabbe'ye yenildi. Böylece önemli bir kanadı kırılarak
Ahulgo'da çok az sayıda savaşçısıyla kuşatılan İmam, teslim şartlarını görüşmek
amacıyla oğlu Cemaleddin'i rehin verdiği savaşta Ruslar'a beklenmedik büyük kayıplar
verdirmesine rağmen yenildi. Ruslar Ahulgo'da bir tek canlı koymadılar. Buna rağmen,
bir eşini kaybeden İmam, diğer eşiyle kurtulmayı başardı. Ruslar Şâmil meselesini
hallettiklerini düşünüyor, bunu sevinçle kutluyorlardı. Ancak Çeçenler tarafından
sahip çıkılan İmam, kısa zamanda toparlandı ve Ruslar'a tekrar ağır yenilgiler
tattırmaya başladı. Bu arada Avar hanının gadrine uğrayarak Ruslar'a teslim edilen
Hacı Murad, 1840 yılında karlı bir kış günü, Rus askerleri tarafından götürülürken,
kendisini uçurumlara atarak kurtuldu ve yarı ölü bir durumda bir çoban tarafından
bulunup tedavi edildi. Bu olaydan sonra Hacı Murad'ın kendisine katılmasıyla gücünün
zirvesine çıkan İmam, Ruslar'ı çok zor durumlara düştü.
Çarlık yönetimi 1845 yılında Kafkasya'ya Vorontsov komutasında 150 bin kişilik bir
ordu gönderdi. Bu ordu, toplam nüfusu ancak bunun iki-üç katı olan en fazla 5-10 bin
asker çıkarabilen Dağıstan ile mücadele edecekti. İmam Şâmil, 1845 yılında
Dargo'yu ele geçirmeye gelen General Vorontsov'un 18 bin kişilik ordusuna da büyük kayıplar
verdirdi.
Bu ordu da İmam Şâmil karşısında başarılı olamayınca, Rus komutan, Şâmil'in müttefiki
olarak gördüğü Çeçenistan ormanlarını imha ederek, yollar ve açık alanlar
meydana getirmeye ve böylece bölgeye nüfuz etmeye çalıştı.
|