Çar I. Nikola, yayılmacı
polikitalarının karşısına dikilen İmam Şamil'in kuvvet ve kudretini bildiğinden
Kafkasya'yı savaşsız, barışçıl yollardan elde etmeyi denemek istiyordu. Kafkas
istila orduları başkumandanı General Freze'ye büyük yetkilerle İmam Şamil ile bir
diyalog ortamı hazırlatma emri verildi. General Freze de bu görevi Şamil'in karargahına
daha yakın bulunan General Klug Von Klugenav'a havale etti. İmam Şamil, Klugerav'ın
mektubunu getirenlere şu cevabı verdi: "Generalinize varın söyleyin; bizimle görüşecek
bir iş varsa, Çar'ın fermanının sökmediği bu hür dağlar, dostça gelen her türlü
misafire açıktır. korkmasın buyursun." Nihayet 1836 18 Eylül'de Çar'ı temsilen
General Klug Von Klugenav yanında Miralay Yevdokimof ve maiyet subaylarını, Çeçenistan'a
yakın Sulak Nehri civarında yamalı bir yamçı üzerinde kabul eden Şamil'e generalin
sözleri harfi harfine tercüman tarafından çevriliyordu. Bu nutka göre; imparator,
kahramanlığına hayran olduğu, vatanperver liğine hürmet beslediği, bükülmez
kudretine inandığı İmam Şamil'in başına bir krallık tacı giydirmek istiyordu. Bütün çarlık hazineleri ve
Kafkasya'nın eşsiz servet kaynakları Şamil'in ayakları altına serilecekti. Bütün
bu ele geçmez dünya nimetlerine karşı Çar'ın Şamil'den istediği şey sadece
dostluk ve sadakatti. Generalin konuşmasından sonra "Namazım geçiyor" diye
muhafızların yanına giderek sırtını düşmana, yüzünü Allah'a çevirip namaza
duran Şamil, bir müddet sonra döner ve gelen heyete; "General! O Nikola'ya git ve
de ki; Senin yerinde eğer şu anda kendisi karşımda bulunmuş olsa ve bu sefil
teklifleri bana bizzat yapmak cesaretinde bulunsaydı, ona ilk ve son cevabımı, şu kırbacım
verirdi."
Ahlaksız teklife sert
cevap Çar, neticesiz kalan bu barış havariliğinden vazgeçmemiş, bir ikinci teşebbüsle
tekrar generalleri vasıtasıyla İmam Şamil'e bir kez daha mülakat teklifine Şamil,
Petersburg'daki Kafkasya Arşivleri'nde muhafaza edilen şu cevabi mektubu gönderdi:
"Ben Kafkasya'nın hürriyeti için silaha sarılan muhariplerin en hakiri Şamil,
Tanrı'nın himayesini Çarların efendiliğine feda etmemeye ahdeden özü sözü doğru
bir müslümanım. Çar Birinci Nikola'yı tanımadığımı, onun iradesinin bu sarp dağlarda
sökmeyeceğini General Klugenav'a anlayabileceği bir dilden tekrar tekrar söylemiştim.
Sanki bu sözler taşa söylenmiş
gibi, Çar ile görüşmek üzere beni hala Tiflis'e davet edip duruyorsunuz. Bu davete
asla icabet etmeyeceğimi şu mektubumda son defa olarak size bildiriyorum. Bu yüzden
fani vücudumun parça parça kıyılacağını ve sırtımı verdiğim şu vatan
topraklarında taş üstünde taş bırakılmayacağını bilsem bu kat'i kararımı asla
değiştirmeyeceğim. Cevabım işte bundan ibarettir. Nikola'ya ve kölelerine böyle
malum ola. (Gimri, 28 Eylül 1838)" Çar hile ile avlayamadığı Şamil'e karşı
beslediği emellerini, bütün gücüyle kuvvet yoluyla halletme yoluna girdi. İmam'a karşı
verilecek savaş, Çar'a göre; "Bu bir haçlı savaşıydı. Haç hilali mağlup
etmeli, Çin sınırından Türkiye'ye kadar uzanan Rusya galip gelmeliydi." 1839 yılının
ilkbaharında General Golovin genel komutasında üç intikam ordusu harekata geçti. Şamil
ise Dağıstan'da alevlenen bu özgürlük savaşını bütünüyle Kafkasy a olarak Çar
emperyalizmine karşı ayaklandırmak maksadını gütmekteydi. Bunun için de camiden
camiye halka hitap ederek halkı birliğe çağırıyordu. General Golovin 30 bin kişilik
kuvvetli bir orduya ihtiyat birliklerini de isteyerek Ahulgoh'a saldırdı. Mahutili Ahmed
Han, 3 bin adamıyla Çarla anlaşarak Rus kuvvetinin yanında yer aldı. Şamil elinde
kalmış 3 bin mücahit ile Ahulgoh'a kapandı.
Savaşanların azlığı yanı
sıra malzeme, silah, erzak, su sıkıntısı, kadın ve çocukların perişan vaziyetleri
İmam'ın savaş gücünü kırıyordu. Oğlunu rehin verdi Çar I'inci Nikola,
generallerinden Kafkasya'dan önce Şamil'i Petersburg'a esir istiyordu. 40 bin kişilik
muntazam bir ordu ile çevrilmiş, bataryaları; sahra toplarınca aylardır dövülen
Ahulgoh bir türlü düşmüyordu. Nihayet Çar generali beyaz bayraklı kurmaylarını
teslim ol çağrısı için Şamil'e gönderdiklerinde şu cevabı aldılar: "ÖIümü
sevgili gibi kucaklayan ve şehitliğe susayan insanlara esaret teklif etmek boş şeydir.
General Grabe'ye git ve de ki; eğer insanlıktan nasibi varsa, aylardan beri toplarına
hedef yaptığı yüzlerce müdafaasız kadın ve aciz yavrunun hemen kaleden çıkarılması
ve açıkta kalan binlerce şehidin gömülmesi için; hiç olmazsa on beş günlük bir mütareke
yapalım. Ötesini sonra düşünürüz." Şamil'in teklifini generale götüren
subay birkaç saat sonra tekrar döndü. General 15 günlük mütarekeyi kabul edecek
fakat buna karşı oğullarından birini rehin alacaktı. İmam zor kararını hemen
verdi: "Cemaleddin'i götürün".
10 Ağustos'ta Cemaleddin,
Rus karargahına götürülürken, Şamil derhal ağır yaralıların, dermansız kadın
ve çocukların dağ geçitlerinden kaleden uzaklaştırmalarını, açıkta kalan şehitlerin
defnini emretti. Onun Ruslara güveni yoktu. Hakikaten Rus kumandan 15 günlük mütareke
vaadini tutmayarak bütün silahlarını yeniden Ahulgoh'a çevirdi. İmam Şamil, ölüm
yolcularına son talimatını verdi: "Ey vatan dağlarının emsalsiz ziynet ve şerefi
olan Ahulgoh muhafızları, yalancı ve korkak düşmana yol veriniz! Ta ki şu yığınlar
haline gelen kale duvarlarının önüne kadar, kollarını sallayarak ve hepimizi öldüler
sanarak ilerlesinler. Kılıç menziline girince bunlara ne yapacağımızı size söylemeye
hacet var mı?" dedi. Mektup savaşları General Grabe'nin planına göre 28 Ağustos
1839'da Şamil esir alınacaktı. Onun müstahkem kalesi Ahulgoh ise Çar Nikola'nın isim
günü için bir armağan olarak düşünülmüştü. 29 Ağustos'ta muhasara sona erdi.
80 gün süren muhasarada Rus birliklerinin yarısı mahvoldu ve 3 bin Rus askeri öldürüldü.
Şamil'in kayıpları ise 300 kişiydi. Ruslar Şamil'i kaçırmıştı. İmam Şamil,
Ahulgoh'tan ayrılırken yalnız silahlarını almış, diğer özel eşya ve kitaplarını
tekretmek zorunda kalmıştı.
Ahulgoh savaşından sonra
yerleri yurtları kalmayan bir avuç topluluk Çeçenistan'a doğru yöneldi. Bu çetin
savaşın ve ölümcül yürüyüşün ardından Çeçenistan'a giren İmam Ahulgoh'ta Çar'ın
"büyük" ümidi general Grabe'in planlarını boşa çıkarmıştı. Çeçenistan'daki
teşkilatlanmayı sürdüren İmam, diğer yandan Rus girişimlerini yakından izledi. İmam,
kendi başını getirenlere büyük vaatlerde bulunduğunu öğrendiğinde general
Grabe'ye şu yazıyı gönderdi: "Fani başıma biçtiğin pahadan şahsıma
verdiğin kıymet ve ehemmiyetten dolayı ne kadar iftihar etsem azdır. Fakat yazık ki;
buna mukabil ben senin başına değil, Çarının taçlı kellesine bile tek bir kepik
(metelik) vericilerden değilim."
Çar I. Nikola ise, General
Grabe'nin bir zafer havasında gönderdiği yaldızlı rapora şu sitemli cevabı gönderdi:"Yazık
ki Şamil kaçmış: Elindeki harp malzemesinin mühim bir kısmını, yanındaki muharip
ve fedakar adamlarının bir çoğunu kaybetmiş olmasına rağmen, korkuyorum ki bu adam
yine başımızı belalara sokacaktır. Bu endişemi tamamıyla itiraf ederim."
General Grabe, Şamil'i sindirmek için her yola baş vurdu ve bir defasında da şu
haberi gönderdi: "Haşmetli Çar hazretlerinin bütün Kafkasya'yı havaya uçuracak
kadar barutu olduğunu unutmayın." Şamil bu tehdide şu meşhur cevabı verdi:
"Nikola size gökyüzünden ayı tutup yeryüzüne indiririm derse inanın,
fakat; Dargo Mescidi'nin minaresindeki hilale elimi sürebilirim derse sakın inanmayın."
|