Sayfayı Yazdır

Çeçenistan'ın Haksız İşgali ve Çeçen Halkına Uygulanan Katliam  


        Günümüzde Rusya Federasyonunun Çeçenistan'ı ikinci defa milletlerarası hukuka açıkça aykırı şekilde işgali ve sivil halka yönelttiği insafsız katliam dünyada kalıcı barış ortamına karşı büyük bir tehdit haline dönüşmüştür. Çeçenistan'da tekrar ve açıkça bir soykırım niyeti sergilenmektedir. Hukuk ilkeleri bir tarafa, Rusya Federasyonunun Çeçenistan işgalinde, meşru bir menfaati de yoktur. Rusya Federasyonu, halen dünyada en geniş topraklara hükmetmektedir. Çeçenistan, Rusya Federasyonunun hükmettiği dünya bölgesinin 1/1.000'i kadardır. Federasyon topraklarının ihtiva ettiği çok büyük ekonomik potansiyele göre, Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya çok sınırlı ekonomik potansiyele sahiptir.

      Çeçenistan işgalinde, Rusya Federasyonu halklarının hiçbir kazanımı yoktur. İşgal, tüm Rusya için önemli bir ekonomik kaynak israfıdır. Çeçenistan işgaline son verilmesi, tüm Rusya Federasyonu halkına da yarar sağlar. İşgalde Rusya Federasyonu'nu sevk eden başlıca faktörün "emperyalist devlet geleneği" olduğu açıkça ortadadır. Maalesef başta ABD olmak üzere, Batılı devletler bu arada Türkiye ve diğer dünya devletleri Çeçenistan'ın haksız işgaline ve Çeçenistan'daki açık insan hakları ihlallerine, bu güne kadar gerekli tepkiyi göstermemişler, böylece Rusya Federasyonunun emperyalist geleneğini desteklemişlerdir. Devletler emperyalist geleneklerini sürdürdükçe, bu gelenek tasvip gördüğü ve milletlerarası hukukun genel ilkeleri çiğnendiği sürece, Avrupa'da ve dünyada kalıcı barış ve güvenlik ortamının gerçekleşmesi mümkün değildir. Rusya Federasyonu, gerçeklere aykırı propaganda ile dünya kamuoyunu kandırmaktadır.

      Rus Federasyonunun mirasçısı olduğu emperyalist devlet geleneği, en ileri propaganda tekniğine de sahiptir. Bu teknik, tarih boyunca dünya kamuoyunu kandırmak ve emperyalist amaçlara meşruiyet kazandırmak için kullanılmıştır. Rusya Federasyonu, Çeçenistan'a karşı 1994'te başlattığı askeri işgal hareketlerinin başarısızlığa uğraması sonucunda 1996 da Çeçenistan'ın meşru yönetimi ile barış anlaşması yaptıktan sonra, ikinci işgal hareketinin hazırlıklarına başlamıştır. Bu gün yürüttüğü öncekinden farklı askeri harekat bu hazırlık süresince planlamıştır. Rusya'nın daha önemli hazırlığı da, Çeçen halkına karşı yalan haber ve iftiralarla dünya kamuoyunda antipati uyandırmak ve desteksiz bırakmak mahiyetinde olmuştur. Rus gizli servisleri (eski KGB vs.) bazı vahşet olaylarını tertiplemişler, dünyaya bunların Çeçenler tarafından yapıldığını duyurmuşlardır.

      Özellikle, Batı dünyasında, radikal İslamcı hareketlere karşı oluşan tepkiyi kullanmak için, Çeçen bağımsızlık hareketinin de radikal İslamcı bir terör hareketi olduğunu ilan etmişlerdir. Rus gizli servisleri, Moskova ve başka şehirlerde, sivil halka ait binaları bombalatmışlar, yüzlerce masum insanı öldürtmüşler, bu olayları Çeçen teröristlerin yaptığını dünyaya ilan etmişlerdir. Son olarak, Dağıstan'daki bazı Çeçen köylerini ablukaya almış ve bu köylere askeri saldırı düzenlemişler, Çeçenistan Hükümetinin bilgisi dışında, Dağıstan'daki hemşehrilerinin yardımına giden mahdut sayıdaki Çeçen Grupları Dağıstan'a Çeçen saldırısı olarak ilan etmişlerdir. Rusya'nın yaydığı bu haberlerin tamamı, gerçeklere aykırı, Çeçenlere karşı iftira ve dünya kamuoyunu yanıltma amaçlıdır. SON 8 YILIN GERÇEKLERİ Çeçenistan milletlerarası hukukun genel ilkelerine ve son 10 yıl boyunca dünyada yerleşik teamüle uygun olarak, Rusya Federasyonunun kuruluş prosedürüne katılmamış ve bağımsızlık ilan etmiştir.

      Bağımsızlık ilan eden Çeçenistan, Rusya Federasyonu'na saldırmamıştır. Rusya Federasyonu ordusu ilk defa 1994'te Çeçenistan'a saldırıp işgal etmiş, bu saldırıda 100.000 dolayında insanı öldürmüş, iki yıllık işgal sonunda başarısızlığa uğrayan Rus ordusu geri çekilmiştir. Daha sonra 1996'da Çeçenistan meşru hükümetiyle barış anlaşması yapılmıştır. Rus ordusu üç yıllık hazırlıktan sonra Çeçenistan'ı tekrar ve en kanlı yöntemlerle işgal etmektedir. Saldırgan Rus ordusuna karşı Çeçenistan'ı savunanlar terörist değil bağımsızlık, hak ve özgürlük savaşçılardır. Çeçenler Moskova veya başka bir Rus bölgesinde terörist hareket yapmamışlardır. Çeçenistan'da radikal İslamcı bir yönetim veya hareket yoktur, Vahhabilik yoktur. Çeçen halkının toplumsal yapısını, geleneğini, toplumsal kültürünü bilenler Çeçenistan'da radikal İslamcı bir terör ortamının olamayacağını da bilirler. Nitekim, Çeçenistan Cumhurbaşkanı Sayın Mashadov, son olarak Hıristiyan aleminin dini lideri Papa'nın yardımını ve Çeçenistan'a tarafsız, uluslar arası bir barış gücünün gönderilmesini istemiştir.

       Çeçenistan çağdaş uygarlığın ve hukukun temel ilkelerine, insan hak ve özgürlükleri idealine, demokrasiye, barışa, adalete bağlı, bütün insanlardan ve toplumlardan, devletlerden uğradığı haksız saldırı ve katliamdan, soykırımdan kurtarılması için acil yardım istemektedir. Rusya'nın propagandaları gerçeklere aykırıdır. Dünya gerçekleri öğrenmek için, gayret göstermek, tarafsız olmak Çeçenleri de dinleyip değerlendirmek, Rusya Federasyonu'nun haksız işgal ve katliamını durdurmak yükümlülüğündedir. ABHAZYA ve GÜNEY OSETYA SORUNLARI Abhaz halkı da, tarihi, kültürel ve geleneksel yönlerden Kuzey Kafkasya halklarındandır. Bu yönlerden Gürcü halkı ile bir bağlantıları yoktur. Abhazya tarihin bilinen en eski dönemlerinden beri Abhaz halkının toprağıdır. Abhazya'nın otokton halkının büyük kısmı da 1864'ü izleyen dönemde Osmanlı topraklarına sürülmüş, yerlerine çoğunlukla Ruslar ve başka halklar yerleştirilmiştir. Abhazya 1918 de kurulan Kuzey Kafkasya Federasyonu içinde yer aldığı halde, Sovyetler Birliğinin kuruluşunda birliğe Gürcistan'la eşit düzeyde bir "konfedere devlet" olarak katılmıştır. Stalin döneminde ise, Gürcistan'a bağlı bir "özerk cumhuriyet-federe devlet" haline getirilmiştir. Bu değişikliği Abhazya'ya yoğun Gürcü nüfusun nakli ve iskanı izlemiş, Abhazya'da kalan otokton Abhazlar nispî olarak azınlığa düşürülmüştür. Sovyetler Birliği dağılma sürecine girdiğinde Gürcistan yönetimi Abhazya halkına karşı ağır bir baskı uygulamaya başlamıştır.

      Gürcistan'ın bağımsızlığa kavuşmasını takip eden dönemde, Sovyetler Birliği döneminde oluşmuş bulunan "federal devlet" yapısının değiştirilerek, Gürcistan'ın "üniter devlet" haline getirilmesi ve bu amaçla anayasa değişikliği eğilimi güçlenmiştir. Abhazya Parlamentosu buna karşı çıkarak Abhazya'nın egemenliğini ilan etmiş Gürcistan yönetimine bu durumu müzakere teklifinde bulunmuştur. Gürcistan yönetimi Abhazya'nın müzakere teklifini askeri işgalle cevap vermiş Ağustos 1992 de Abhazya'nın büyük bölümü Gürcistan ordusunun işgali altına girmiştir. Abhazya'nın meşru yöneticileri başkenti terk edip yönetim merkezini başka bir kente nakletmek zorunluluğunda kalmışlardır. Abhazlar, Gürcistan ordusunun işgaline karşı direniş ve savunma başlatmışlardır. Bu suretle başlayan harp bir yıldan fazla sürmüş, Gürcistan ordusunun yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Abhazya'da Eylül-1993 den itibaren 6 yıldır fiilen bir "bağımsız devlet" vardı ve bütün devlet fonksiyonları demokratik usulle seçilmiş bağımsız devlet organları tarafından gerçekleştirilmektedir. Gürcistan'ın talebi üzerin Rusya Federasyonu, 1996'dan itibaren Abhazya'ya şiddetli bir ambargo uygulamakta, bu ülkeyi Karadeniz'den ablukaya almak suretiyle, bütün dünya ile ekonomik, beşeri, sosyal, kültürel ilişkisini kesmiş bulunmaktadır. Halen Abhazya halkı, ambargo ve abluka yüzünden açlık tehdidi altındadır. İlaç, tıbbı hizmet, eğitim imkanları kısıtlanmış her türlü ekonomik ilişkileri engellenmiştir.

        Bu tablonun ağır ve çok yönlü insan hakları ihlali tablosu olduğu açıktır. Öncelikle, ambargo ve abluka kaldırılmalıdır. Abhazya halkı, Gürcistan halkını geleneksel olarak "kardeş halk" saymakla, barış istemektedir. Ancak barışın, "milletlerarası hukuk"un temel ilkelerine uygun şekilde gerçekleştirilmesi şarttır. Barış, öncelikle, 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı ülkesine zorla sürülmüş olan Abhazların torunlarının Abhazya'ya dönme yerleşme ve mülklerine kavuşma haklarını da ihtiva etmelidir. Kuzey Kafkasya'da tek bir Oset halkı vardır. Sovyetler Birliği döneminde bu halkın ülkesi ikiye bölünmüş, Kuzey Osetya Rusya Federasyonu, Güney Osetya da"özerk bölge" statüsüyle Gürcistan içinde kalmıştır. Gürcistan bağımsızlığa kavuştuktan sonra, Abhazya'da olduğu gibi, Güney Osetya'da da, özerklik statüsünü ve bu statüden kaynaklanan "müktesep hakları"ı kaldırmış ve çiğnemiştir. Güney Osetya'da Gürcistan'ın bu hukuka aykırı müdahalesinden kaynaklanan çatışmalar yaşanmakta, Güney Osetya milletlerarası camianın acil müdahalesini beklemektedir.

Geri

Copyright  © 2001