Hakaslar'ın çok eskilere uzanan tarihlerinde M.Ö.
II. yüzyıl'da Hun idaresine girdikleri bilinmektedir. Diğer Güney Sibirya Türkleri
gibi Hakaslar'ın da yazı tarihi bu dönemde başlar. Hakaslar yazıyı Hun Devleti
idaresinde öğrenmişlerdir.Bu budun Gök Türk devrinde ve sonraki zamanlarda, başlıca
Abakan Bozkırı'nda yaşamakta idi. Hükümdarlarının Kağan unvanı taşıması onların
bu esnada kuvvetli bir topluluk olduklarını göstermektedir. Bundan dolayı ne Göktürkler
ne de Uygurlar Kırgızlar'ın siyasi varlıklarına son veremediler. Buna karşılık Kırgızlar'ın
840 yılında aşağı inerek Uygur Devletini yıkmak ve Orhun Bölgesi'ni fethetmek başarısını
gösterdiklerini biliyoruz.
Kırgızlar'ın, Gök Türkler'le mücadeleleri İlteriş
Kağan'ın oğlu Kapgan Kağan döneminde oldu. Kapgan Kağan Türk tarihinin en büyük
fatihlerindendi. Kapgan Kağan Çin üzerindeki seferini tamamladıktan sonra Yenisey
boylarında oturan Kırgızlar'ın üzerine yürüdü. Mevsim kış yol uzun ve meşakkatli
idi fakat bu sefere zaruret vardı. Tonyukuk Kitabeleri'nde anlatıldığına göre
"(Kuvvetli Kırgız Kağanı) Çin ve On-ok Kağanları ile anlaşıp, Altun ormanı'nda
(Altaylar'da) toplanalım, ordularımızı birleştirelim Göktürk Kağanı'na saldıralım,
yoksa Kağan cesur ve ayducusı (danışmanı) bilge olduğundan o bizi mahv eder demişler."
Kapagan ile Tonyukuk idaresindeki Göktürk Ordusu "kar sökerek ağaç dallarlına
tutunarak, bazan atları yedeğe alarak" yolsuz vadiden Köpgen Dağları'nı aştı.
Yenisey'in kaynağına yakın yerlerde Ani Nehri boylarında Kırgızlar'ı bastı. Hanı
telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı (687).
Tarihi Türk ülkesi
Ötüken'de Göktürk Devleti 745 yılında yıkıldığında yerine Uygur Hakanlığı
kuruldu. Abakan'da yaşayan Kırgızlar bu devlet içinde her zaman tehlike kaynağı idi.
Uygur Hakanlığı ile Kırgız Kağanlığı iki kez savaştılar. İlki 758 yılında
Uygur Hakanı İl İtmiş Kağan döneminde, ikincisi ise Alp Kutluk Bilge Kağan
(779-789) dönemindeki savaşlarda Kırgızlar yenildiler. Böylelikle Göktürk ve Uygur
Devletleri'nin idaresine alındılar. Daha sonra Kırgızlar, 840 yılında şiddetli bir
hücum başlatarak Uygur Devleti'ni yıktılar ve Ötüken'de kendi devletlerini kurdular.
Ancak orada fazla kalamadılar. 920 yılında bütün Moğolistanı ele geçiren
K'i-tanlar Kırgızlar'ı Ötüken Bölgesi'nden çıkarıp eski yurtlarına sürdüler,
bazıları ise batıya göç ettiler. K'i-tanlar ve devamı olan Karahitaylar Yenisey
havalisine kadar sokulmadılar. Daha sonra Cengiz Han 1207 yılında Kırgızlar'ı
kendine bağladı. Böylece Kırgızlar Cengiz Han'a itaat eden ilk Türk boyu oldular.
1217 yılında Moğollar'a karşı başlayan direnmeden bir yıl sonra Cengiz Han'ın oğlu
Coçi Yenisey Nehri'ni buz üzerinden geçerek Kırgız Kağanlığı'na tamamen son
verdi. Tolui ulusunun topraklarına dahil edilen Yenisey boylarında Kırgızlar bundan
sonra birer reis tarafından idare edilen iki kısım olarak yaşamaya devam ettiler.
Kırgız kavminin
Uygur Hakanlığı'na yıkarak işgal ettiği Ötüken'de tutunamayıp, buranın Moğol
K'i-tanlar'a geçmesine ve tam idrak ve intibak edemedikleri "Orhun Kültürü"nün
ortadan kalkmasına sebep olmak, dolayısıyle eski Türk hakanlar yurdunu, bir daha geri
gelmemek üzere Moğollar'a geçirmek suretiyle Türk tarihinde menfi bir rol oynamışlardır.
İslam Türkistan'da yayılmaya başladığı IX-X. asırlarda Kırgızlar Yenisey boylarındaki
yaşantılarını sürdürüyorlardı. İslamı kabul etmiş Türklerle ilişkileri
ticaret vesilesiyle oluyordu. Maveraün-nehirden iki yılda bir Yenisey boylarına kervan
gelir, dokuma mamüllerli başta olmak üzere bir çok ticaret malı getirir, değerli kürkler,
misk ve özellikle ok yapmakta kullanılan bazı ağaçlar satın alarak dönerdi.
Hududu'l-alem'e göre (yazılı 982) Kırgız Hakanı Kemcikeş denilen şehirde otururdu.
Bundan başka Kırgızlar'ın şehirleri yoktu. Ölülerini yakan tek Türk kavmi onlardı.
Kırgızlar'ın mühim
ekseriyeti Yenisey boylarından ayrılarak şimdi Kırgızistan denilen Türkistan'daki
yurtlarına XIII. asırda Kalmuk Moğolları tarafından getirilmişlerdir. Manas Destanı'nda
ise bu büyük göçün Kırgızlar'ın büyük kahramanı Manas Hanı öncülüğünde
yapıldığından bahsedilmektedir.İkinci ve daha az nüfuslu Kırgız grubu ise Yenisey
boylarında kalarak yaşantısını Hangoray Devleti'yle (reisliğiyle) sürdürdüler.
Moğol istilasından sonra
XIV. yüzyılda kurulan Hangoray (veya Hooray) Reisliği ise Rus istilasına kadar varlığını
sürdürmüştür. Bugün Hakasya tabir ettiğimiz bölgede kurulan bu devletin topraklarına
"Kırgız Yeri" veya "Kırgız Toprağı" ifadeleri kullanılması
elbette önemle belirtilmelidir. XVII. yüzyılda Hakasya'yı istilaya gelen Rus askerleri
bile bölgeye Kırgız Toprağı diyorlardı. Yenisey Kırgızları'ndan kök alan
Hongoray Devleti'nde o dönemki adlarıyla dört Türk halk grubu yaşamaktaydı. Bunlar
Altısar, Isan, Altın ve Tubin halkları veya oymaklarıydı.
Hongoray Devleti'nin halkını
oluşturan bu gruplar da Türk dünyasının birliği hususunda çok önemli ip uçları
vermektedir. Bu gün bilebildiğimize göre ve Tubin grubu Hakaslar'dan kilometrelerce
uzakta İdil-Ural Bölgesi'nde yaşayan Başkurt Türkleri'ne de kök olmuş, Türk
grubudur. Bugün Başkırdistan'da Tabın adıyla bir boy yaşamını sürdürmektedir.
Her vesileyle belirtildiği
gibi tarihte kavimler göçünde önemli rol oynamış Türk milletinin boy, aşiret,
oymaklarının değişik dönemlerde aldıkları adlar ve bunların göçleri aydınlığa
kavuşturulabilirse bugün ayrı adlarla tanımladığımız Türk halklarının hemen
hepsinin kökeninde aynı boy, aşiret veya oymakların rol oynadığını görmüş olacağız.
Bu bilgiler ise Türk dünyasında mikroetnos asabiyetlerinin son bulup "Türk üst
etnosunda" "Türk kimliği"nde birleşmesine büyük katkı sağlayacaktır.
|