Kazan Hanlığı'nın 1552'de yıkılmasıyla Türk dünyasının
serhattı düşmüş ve Rus yayılması doğu, güney, güney batı bütün yönlerden Türk
ülkelerine doğru devam etmiştir. Rus işgali 1582-1585 yılları arasında üç yıl süren
savaştan sonra Sibir Hanlığı yıkılmış ve Rus orduları Hakasya sınırına dayanmışlardır.
Ruslar'ın Kırgız Toprakları dedikleri Tom ve Çalım Nehirleri'nin kenarında Hooray
Hakas Devleti bulunuyordu. Ülkenin batı sınırları Ob, Çalım, Kondum, Mrass, ve Biy
Nehirleri'nden geçmekte idi. Hatta 1604 yılında Transk Şehri'nin kurulmasına kadar
daha batıdaki beyliklerden de vergi toplamaktaydılar. Ruslar bu ülkeyi kendi topraklarına
katmak için 120 yıl uğraştılar.
Ruslar ülkeyi kolayca işgal edemeyeceklerini anlayınca
adım adım çevresini kuşatmaya başladılar. Önce Hakasya'nın kuzey sınırı kale
zinciriyle tutuldu. Ruslar yeni kurdukları kaleleri özellikle az nüfuslu direnme gücü
zayıf sınır bölgelerine kuruyor ve çevredeki halk Çara vergi ödemeyi kabul edince
Hakas Devleti'nden kopmuş oluyordu. Ruslar ise onlara güvenliklerini temin edecekleri sözünü
veriyorlardı. Bu süreçte 1602 yılında Keiskiy Kalesi, 1604'de Tomsk Kalesi, 1618'de
Makovskiy, 1619'da Yeniseyskiy, 1621'de Meletskiy, 1628'de Bratsk ve Rıbenskiy Kaleleri,
1636'da Kanskiy, 1646'da Adinskiy Kalesi inşa edildi.
Bu kaleler inşa
edildikten sonra Ruslar yavaş yavaş asıl Hakas topraklarına tecavüz etmeye başladılar.
Orta Yenisinden bir kale yaptırmaya karar verdiler. Bu bölge Hakas Hanı'na bağlı Izır
Beyliği'nin topraklarıydı. Ruslar Sibirya'da yayılırken "Kırbaç ve tatlı"
emperyalist siyasetlerini takip ediyorlardı. Sibirya'nın Rus işgalini inceleyen tarihçi
Bahruşin şöyle demektedir; "Rusya'nın temel amacı vergiydi. Kürk hayvanlarını
Çarın hazinesine doldurmak için bütün yollar meşruydu".
Krosnoyarks Kalesi'nin
temelini atan Rus Andrey Dubenskiy'e Çar tarafından verilen emir ise şöyleydi:
"Yeni işgal edilen topraklardan vergi alınacak. Onlara isyan etmemeleri için and içirmek
gerekir hatta bazılarına devlet maaşı bağlanabilir. Bazılarını da yedirmek içirmek
gerekir. Eğer kale inşaatlarına izin vermezlerse o zaman onlarla savaşacaksınız".
Andrey Duberskiy askerleriyle Tülki topraklarına geldiğinde O'nu Tatıy ve Obıtay
Beyleri karşılayarak misafir ettiler. Daha sonra ormanlardan ağaç kesmeleri için yardımcı
da oldular. Andrey onlara ticaret şehri kuracaklarını söylemişti. Ne zaman ki Beyler
ticaret şehri değil Ruslar'ın askeri kale kurduklarını anladılar, savaşlar başlamış
oldu. 1628'de bu savaşlar Ruslar ile Hakaslar'ın, "Kırgız toprakları"ndaki
ilk savaşlarıydı.
Bahruşin, "Yerli
halkan kürkleri sadece silah zoruyla alabiliyorlardı. Bu vergi değil tam bir silahlı
soygunu andırmaktaydı" diye yazmaktadır.Krosnoyarks ve Tomsk kalelerinin
komutanları daha güneyde, Hakas topraklarında kaleler inşa etmek istedilerse de uzun süre
bunu başaramadılar. 1638 yılında Tuba Nehri kenarında kale kurmaya teşebbüs ettiler
ancak Hakaslar ile yapılan muharebede yenilince geri çekilmek zorunda kaldılar. 1642 yılında
Açinskiy kalesini kurdular ise de birkaç yıl sonra bu kale Hakaslar tarafından yakıldı.
1675 yılında Krosnoyarsk'dan 200 km. güneyde Karagulskiy Kalesi yapıldı. Aynı yıl
Abakan Nehri'nin üzerinde Karagaş Adası'nda Abakanskiy Kalesi yapılmış ise de üç yıl
sonra bu kale de yakıldı.
Hakasya'nın kuzey-batısında
gümüş madeni yatakları bulununca, Kaştak Nehri kıyısında kale inşa edilmeye başlandı
ki bu kaleden sonra 1718'e kadar sürecek Hakas-Rus savaşları başlamış oldu.1818'de
Sayan Kalesi tamamlandığında Hakasye tamamen kuşatılmış oldu. Sayan Kalesi Yenisey
Nehri'nin Hakas topraklarına döküldüğü yerde kurulmuştu. Bu nehir Hakas halkının
Tuva ve Moğolistan'la ilişkisini temin ediyordu. Yazın nehir yatağı takip ediliyor, kışın
ise buz tutan nehir ulaşıma çok elverişli oluyordu. Hakasya'nın bu son dış irtibatı
da kesildiğinde Hakaslar Ruslar'a teslim olmak zorunda kaldılar.
Hakasya'nın işgalinde diğer
Sibirya, Kafkas ve Kırım Türk ülkelerinin çoğunda olduğu gibi gerçek Ruslar'dan önce
gelenler Ruz Kazakları'ydı. Biz burada Kazak sözünün Türk Kazaklar'la karıştırılma
ihtimalinden dolayı Rus tabirini kullandık. Metinde anlatılan Hakasya işgalindeki
Ruslar "Rus Kazakları"dır. Ruslar'la ilk temasları Kazaklar aracılığı ile
olduğu için Kırım Tatarları da, Hakaslar da Ruslar'a biraz da aşağılama anlamı
bulunan Kazak tabirini kullanırlar. Hakasça söyleyişle "Urus" adı ancak
resmi anlatımlarda kullanılır.
Rus kazakları Hakasya'nın
düşmesinden sonra da kürk hayvanı avcıları, tüccarlar, köylüler ve sürgün
grupları olarak değişik sebeplerle Hakas topraklarına göç etmeyi sürdürdüler.
Yeni gelenler köyler kurarak yerleşmeye devam ediyorlardı. Hakaslar bu dönemde
"vergi ödeyen" halklardan sayılıyordu. 1792 yılında 8188 hanenin vergi ödediği
anlaşılıyor. Buna göre Hakaslar'ın bu dönemdeki nüfusları 40 bin kişi civarındaydı.
200 yıl öncesine ait olan bu nüfus hiç küçümsenmeyecek bir potansiyeli ifade
ediyordu. Ancak Ruslaştırma ve onunla paralel giden Hristiyanlaştırma faaliyetleri
sonunda Hakas nüfusu sürekli erimiş ikiyüz yılda ancak iki kat artış gösterebilmiştir.
|