Sayfayı Yazdır

Gimri Muharebesi      


Kartal yuvalarında emzirdi analarımız
Eyer üstünde savaşı öğretti babalarımız

     Doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği Gimri'yi, Çar askerlerine karşı müdafaa ederken mucizeleşen bir şahsi cesaretin erişilmez örneğini gösteren Şamil, yalnız kendi kılıcına hükmediyordu, pençesinde efsaneleşen bu kılıcı sol eliyle kullanan Gimri'li dev yavrusu köydeki bütün silahları sustuğu ve kabzaları kavrayan son bileğe kadar nabızların durduğu anda tek bir kılıcın kendi elinde ne müthiş bir silah olabileceğini göstermişti. Şamilin, çocukluk arkadaşı, köylüsü, hürriyet mefkuresinin en büyük mümini, ihtilalin mürşidi, Dağıstan'ın Mansur'dan sonra ikinci imamı ve başbuğu Gazi Muhammed, Gimri'nin son karanlık ve rüyalı gecesinde ermişlere has birkaç söz söylemiş, o gecenin kanlı sabahında olacak işleri bir bir haber vermiş ve Şamil'in daha otuz yıl sürecek ve zafer destanlarıyla dolup taşacak şanlı istikbalini müjdelemişti.

     Gazi Muhammed, uykusundan silkinerek kalkmış, dudaklarından düşmeyen dualarını tekrarlayarak Şamil'e bu sözleri sadık bir rüyanın içinden seçip anlamıştı:

"Ey Şamil, artık bana yolculuk göründü. Benden sonra Hamzat imamlığı eline alacaktır. Fakat o da ancak pek az muammer olacak, Kafkasya'nın mukadderatına senelerce sen hükmedeceksin, yıldızın uzun seneler bu dağlarda güneş gibi parlayacak, namın dünyaları tutacak, çarlara boyun eğmeyecek, çar ordularına kan kusturacaksın. Gimri'yi bugün bırakıp gitsen bile yine kurtarır, benim mezarımı düşman ayağı altında bırakmazsın inşallah."

     Gimri'de taş üstünde taş kalmamıştı. Bu küçük köye müstahkem bir kale gibi muhasara topları getirmeğe üşenmeyen ve utanmayan ve ağır topçu bombardımanlarıyla göz açtırmayan düşman kuvvetleri son tek tük tüfek ateşleri de sustuktan sonra dört koldan içeri üşüşmüşlerdi. Küçük köy susmuştu. Fakat ayakta kalan son kaya parçasının arkasında bir çift kalp halinde bütün Dağıstan'ın yüreği çarpıyordu.

 

Geri

Copyright  © 2001