Tezkereye tam kadro 'evet' oyu
MHP Başkanı Devlet Bahçeli, terör örgütü PKK'dan Türkiye'ye sızmaları önlemek için, 'Güvenlik Bölgesi' oluşturulması önerisinde bulundu.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Irak'ın kuzeyindeki Türkiye'ye sızmaların mutlaka önüne geçilmek üzere Irak'ın kuzeyinden fiziken uygun arazilerden başlatılmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 'Güvenlik Bölgesi' oluşturulmalıdır" dedi. MHP lideri, 17 askerin şehit edildiği Aktütün saldırısından sonra kaçan teröristlerin tam imhası ile sonuçlanana kadar havadan ve karadan operasyonların sürdürülmesini isteyerek, Türk-Kürt çatışma senaryolarına karşı 'sağduyu' çağrısını tekrarladı. Bahçeli, TSK'ya sınır ötesi operasyon yapma yetkisi veren tezkereye 'evet' oyu vereceklerini kaydetti. Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, TBMM'nin üçüncü yasama yılı çalışmalarına, belirsizliğin ve kriz işaretlerinin arttığı, siyasi çatışmaların tehlikeli boyutlara ulaştığı ve Türkiye'nin varlığına kastetmeyi amaçlayan kanlı terörün tırmandığı yüksek gerilimli bir kargaşa, huzursuzluk ve istikrarsızlık ortamında başladığını bildirdi. MHP lideri, Türkiye'nin risk ve tehditlerle dolu bir dar boğazdan geçtiğini, içte ve dışta ağır sorunların çözüm beklediği bu ortamda, dört gün önce yaşanan elim olay sonucunda ortaya çıkan şahadetlerin aziz milletimizi derinden yaraladığını ve haklı bir infiale neden olduğunu dile getirdi. Hiçbir vatan sevdalısının tepkisiz kalamayacağı, hiçbir insan evladının sessiz duramayacağı, hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği kanlı terör tablosu karşısında ne öne sürülecek bahanelerin, ne mazeret olacak gerekçelerin ve ne de sözde kararlılık mesajlarının konunun vahametini ortadan kaldıramayacağını ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu: "Gerçekleştirilen son hain saldırının yeri, zamanı ve şekli ile güvenlik güçlerimizin doğrudan ve ağır silahlarla hedef alınması, terör örgütünün kazandığı cüretin boyutlarını da gözler önüne sermiştir. Bu elim olayın ardından öncelikle yapılması gereken, kaçan teröristlerin tam bir imhası ile sonuçlanana kadar havada ve karada, her türlü zeminde yürütülecek askeri bir operasyonun tam kararlılıkla ve ısrarla sürdürülmesidir. Teröristlerin uğrayabilecekleri ancak böylesi bir akıbet belki milletimizin vicdanını bir nebze olsun ferahlatacak, öfkesini dindirebilecek ve aziz şehitlerimizin ruhlarını şad edebilecektir. Bu kapsamda, Irak'ın kuzeyindeki inlerine kaçan teröristlerin gidebildikleri son sığınak neresi olursa olsun ve ne kadar uzakta bulunursa bulunsun, artık uluslararası hukukun tanıdığı meşru sıcak takip şartlarının tamamı oluşmuştur. Hain saldırıda ağır silahların kullanılmış olunması, sınır ötesine yapılacak askeri harekata yönelik orantılı güç kullanımını önleyecek eleştirileri de tamamen ortadan kaldırmış ve bir mazerete imkan vermeyecek kadar durum netleşmiştir. Hükümet derhal Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teröristlerin tam bir imhası ile sonuçlanacak kapsam ve derinlikte bir harekat için siyasi irade göstermelidir. Bunun yanı sıra bu harekatla bağlantılı olarak, bu bölgelerde madem ki her terör saldırısında çetin arazi şartlarının örtü ve gizlenmeye imkan verdiği ifade ediliyorsa, teröristlere üstünlük kazandıran bu fiziki zafiyete bir son vermek üzere geçmişte yaptığımız önerimizi tekrarlıyoruz. Irak'ın kuzeyindeki Türkiye'ye sızmaların mutlaka önüne geçilmek üzere komşu ülke coğrafyasında bulunan ve önleyici tedbirler için Irak'ın kuzeyinden fiziken uygun arazilerden başlatılmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 'Güvenlik Bölgesi' oluşturulmalıdır." Bunun yapılması halinde sınır ötesine operasyon yetkisi veren tezkerenin uygulamalarının kamuoyunda sorgulanması ve toplumun mücadeleye olan güveninin sarsılmasının kaçınılmaz olacağının kaydeden Bahçeli, "Artık herkes kabul etmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti, adına ne denirse denilsin, yıllardır komşumuz Irak coğrafyasından sevk ve idare edilen açık bir terörist saldırısı ve düşmanca bir tavırla karşı karşıyadır. Dış kaynaklı bu terörist unsurlar ile içteki siyasal uzantılarının bir cephe oluşturarak eylem, fikir ve emel birliği içinde bulundukları, bu ilişki ve işbirliğini her ortam ve fırsatta açıkça ifade etmekten asla kaçınmadıkları da bir gerçek olarak ortadadır" şeklinde konuştu. Bahçeli, gelinen bu aşamada ya bu ihanet cephesinin Türkiye'nin birlikte yaşama iradesini kırarak ülkeyi kanlı bir bölünme ve iç çatışma sürecine sokacağını, ya da Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütün milli güç unsurlarıyla bu saldırılara ve muhataplarına gereken cevabı vererek bu ihanetin belini kıracağını belirterek, "Bunun başka yolu ve yorumu kalmamıştır" diye konuştu.
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ VE ÜLKÜCÜLER SORUMLULUK ANLAYIŞI İÇİNDE OLMAYI SÜRDÜRECEK" MHP lideri Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin, terörle mücadele konusunu; teröristle mücadelenin üstünde ve onu da kapsayan bir bölücülükle mücadele stratejisi çerçevesinde gördüğünün altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Partimiz, bölücülüğün önünü açan ihmal, kasıt ve düzenlemelerin, terörü ortaya çıkaran şartlar ile etkenlerin ve teröre cesaret kazandıran ortam ve söylemlerin önünün kesilmediği ve bu olumsuz iklim ortadan kaldırılmadığı takdirde terörün ve bölücülüğün bitirilmesinin güç olacağını öngörmektedir. Bu itibarla, olayı yüzeysel ve basite indirgeyen yaklaşımlarla ve yalnızca askeri tedbirlere sığınan bir çözüm yolunu asla tercih etmemiş, siyasal duruşumuzun ve tekliflerimizin ilamı olan 2007 SeBarını şad edebilecektir. Bçim Beyannamemizde de yer verdiğimiz gibi siyasi hedeflerinin arasında askeri ve güvenlik tedbirlerine ilave olarak iç göç, yoksulluk, yolsuzluk, milli ve manevi iklimi ve dengeyi bozan, aile yapısını deforme eden sosyal, siyasal ve kültürel gelişmelerle ilgili tedbirler geliştirilmesi, asayişsizliği ve terörü besleyen ekonomik, sosyal ve diğer etkenler üzerinde araştırmalar yapılarak terörün ve asayiş olaylarının gerçekleşmeden önlenmesi, terörü besleyen kaynakların kurutularak buna müsait bir ortam hazırlayan sosyo-ekonomik sorun ve sıkıntıların birinci öncelikli konu olarak köklü ve kalıcı çözümlere kavuşturulması ve bu kapsamda GAP projesinin biran önce bitirilmesi, kanlı terörün yuvalandığı bölgelerde devlet otoritesinin tesisi için terör örgütünün ve sivil maşası olan mahalli yapıların vatandaşlarımız üzerindeki etki, tehdit ve baskılarının mutlaka kırılması, terörün uluslararası boyutu itibariyle siyasi, lojistik ve finans desteklerine karşı etkili tedbirler alınması gibi çok yönlü öneriler yer almıştır. Partimiz, toplumun her kesimini haklı olarak heyecanlandıran, öfkelendiren ve hatta tahriklere açık hale getiren her şahadet olayında milli hassasiyetleri en yüksek siyasal tabana sahip bir parti olarak toplumu sürekli sükunete ve kucaklaşmaya davet etmiş, şehitlerin aziz hatıralarını en hassas dönemlerde incitmemeye azami özeni göstermiştir. Bizim buradaki endişemiz, etnik tahriklerin Türkiye'yi bir kardeş kavgasına sürüklemesi ve bunun sonucunda Türk milletinin bin yıllık kardeşlik hukukunun yara almasıdır. Son günlerde Balıkesir'de yaşanan üzücü olaylar ve gerginlikler, tehlikenin büyüklüğünü ve kaygılarımızın haklılığını bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Bölücü hainlerin bu alçak emellerine set çekmek ve bu oyunu boşa çıkarmak, bugün hepimiz için vatan görevidir. Türk Milliyetçileri ve Ülkücü Gençlik bu sorumluluk anlayışı içinde olmayı sürdürecek, şartlar ve tahrikler ne kadar ağır olursa olsun bu alçak senaryonun sahneye konulmasına geçit vermeyecektir. Bu hassasiyet herkes tarafından gösterilmediği takdirde, etnik kimliklerin okşanması, bölünmeyi hızlandıracak eğitim ve resmi dil taleplerinin önünün açılması, bölücülerin hamisi olan Iraklı aşiret reisleri ile resmi temasların başlatılması, üzerinde ısrarla durduğumuz kardeşlik duygularına ağır bir darbe vuracaktır. Bölücü terörizmle siyasal bölücülük arasındaki doğal ve doğrudan ilişkiyi tersten yorumlayarak, bölücü taleplere hak vermenin, sessiz kalmanın ve anayasal zemin hazırlamanın terörü ortadan kaldıracağını zannetmek, gafletin de ötesinde ihanetle eşdeğer bir yanılma olacaktır. Eline silah almış teröristleri, sözde üst kimlik baskısı altında bunaldıkları için dağa çıkmak zorunda kalmış hak arayan masumlar olarak görmeye başlarsanız, onları sözde dağa çıkaran sorunları siyasi tavizlerle çözdüğünüzü zannederseniz bu belayı sona erdirmeniz asla ve asla mümkün olmayacaktır. Elbette ki 30 yıla yaklaşan bölücü terörle mücadelede bu tehdidin makul seviyelere bir türlü indirilemeyişinde herkesin ve her kesimin, her kurum ve kuruluşun sorumluluk ve payı vardır ve olmalıdır. Ancak bizim tespitimize göre, milletimize musallat olan bu belanın yıllardır gösterilen kahramanlBarını şad edebilecektir. Bık ve şahadete, çekilen acı ve meşakkate rağmen bugüne kadar bitirilemeyişinin en önemli nedeni, teröristle mücadelede güvenlik güçlerinin gösterdiği kararlılık ve inancın; terör ve bölücülükle mücadeleden sorumlu olan siyasi kadrolarca gösterilememiş olmasıdır. Bu itibarla bugün de aynı yanlışlara düşerek bir yandan güvenlik kuvvetlerine mücadele etmeleri için yetki ve izin verip, öte yandan terörü besleyecek kaynakların ve moral unsurlarının siyaset tarafından canlı tutulmaya çalışılması, teröre kredi açmaktan ve Mehmetçiği ateşe atmaktan başka bir anlam ifade etmeyecektir. Partimiz yıllardan beri çok hassasiyetle takip ettiği bu milli meseledeki önerilerini kamuoyu ile içtenlikle paylaşmış, siyasal iktidara yöntem olacak belli başlı çözüm yollarını yüksek sesle ve defalarca önermiştir. Bugün bu söylediklerimizi tekrar edecek olmamız, öngörülerimizin haklı çıktığına dair basit bir hesabın; ya da hükümetin bir zafiyetini daha yakalamış olmak anlamında çiğ bir yaklaşımın ürünü asla değildir. Keşke terörle ve bölücülükle ilgili olarak biz söylediklerimizde haksız çıkmış, buna karşılık terör belası ülkemizden kalkmış, acılar son bulmuş ve milletimiz huzura kavuşmuş olsaydı."
"MHP, BÖLÜCÜLÜĞÜN VE TERÖRÜN YOK EDİLMESİ İÇİN HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERMEYE HAZIRDIR" Bahçeli, MHP'nin terörle mücadele konusunda hükümete sunduğu önerileri tek tek hatırlatarak, siyasi iradeyi sert bir dille eleştirdi. Yaptıkları tespit, öngörü ve önerilerin tarihe düşülmüş kayıtlar olarak yerini aldığını anlatan Bahçeli, "Bugüne kadar önerdiğimiz bunca tedbirlerin hükümet tarafından uygulandığına dair hiçbir emare mevcut değildir. Hükümet teröristle mücadeleyi Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ihale etmiş, terörle mücadele gibi çok yönlü mücadele alanında ise sorumluluğunu yerine getirmemiştir. Biz dün söylediklerimizde haklı çıktık. Yarın için söylediklerimizde de haklı çıkacağımıza inanıyoruz ve kendimize güveniyoruz. Siyasette yapamayan gider, yapacak olan gelir. Ancak bu demokratik devir teslim gerçekleşinceye kadar yaşanacak bütün kayıpların vebali hükümetin omuzlarında, Milliyetçi Hareket'in hesap soran elleri ise sorumluların yakasında olacaktır" şeklinde konuştu. Terör yoğunluklu ortamın ağırlaştırdığı bu dönemde gündemin ilk maddesi olan sınır ötesi operasyon için hükümete izin ve yetki veren tezkerenin öneminin bir kat daha arttığını belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bitirilemeyen bölücü terör tehdidi karşısında öncelikle yapmamız gereken, 17 Ekim 2007 tarihinde bir yıl süre için hükümete verilen Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sınır ötesi operasyon yapma izin ve yetkisinin Meclis kararıyla tekrarlanmasıdır. Bu belanın teröristle ilgili boyutunu tamamen ortadan kaldırmak için Türk Silahlı Kuvvetleri'nin son derece kararlı olduğu, ısrarlı ve istikrarlı açıklama ve uygulamalarından anlaşılmaktadır. Türkiye'nin milli birliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bölücü teröre karşı hem ülke sathında hem de sınır ötesinde eş zamanlı, etkili ve amansız bir mücadele verilmesi için, başta AK Parti hükümeti ve yüce Meclis tam bir siyasi irade ve kararlılığı somut olarak ortaya koymalıdır. Bu konuda artık kamuoyu ile paylaşılması kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldiği anlaşılan ve komutanlık devir teslim törenlerinde yüksek sesle dile getirilen talepler öncelikle hükümet ve sonra Meclis tarafından ciddiye alınmalıdır. Bu kapsamda ülkemizin güvenliği diğer sorunların üstünde tutulmalı, güvenlik güçlerimizin fedakarlıklarını sekteye uğratan, mücadelelerine zorluk çıkartabilecek hukuki engeller varsa, bunlar mutlaka aşılmalıdır. Bu itibarla Milliyetçi Hareket, bölücülüğün ve bölücü terörün tamamen yok edilmesinde alınacak kararlar için her desteği vermeye hazır ve kararlıdır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin muhterem milletvekilleri, Genel Kurul Salonu'nda tam kadro hazır bulunacak ve milli güvenliğin sağlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı sorumlu olan Bakanlar Kurulu'na, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bir yıl süreyle daha sınır ötesi operasyon yapma yetkisi veren tezkereye evet oyu vereceklerdir."
|