Tabela üniversitesi diyenlere yanıt!
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, son 3-4 yıl içerisinde kurulan üniversite sayısının arttığını belirterek, bunlara tabela üniversitesi diyenlere cevap verdi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, son 3-4 yıl içerisinde kurulan üniversite sayısının arttığını belirterek, "Bunları tabela üniversitesi diye eleştiriyorlar. Hacettepe ve ODTÜ kurulduğu zaman da birileri öyle demişti. Ama dikilmeyen bir fidanın ağaç olması ve meyve vermesi düşünülemez" dedi.
Ankara Üniversitesi 2008-2008 eğitim öğretim yılı açılışı Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde düzenlenen törenle gerçekleşti. Törene Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, eski Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras ile çok sayıda akademisyen katıldı. Bakan Çelik, bugün üniversitelerde 2.5 milyon öğrencinin bulunduğunu belirterek, her geçen gün bu sayının arttığını ve Türkiye'nin daha çok geliştiğini söyledi.
Son 3-4 yıl içerisinde birçok üniversitenin kurulduğunu ifade eden Çelik, "Bunları tabela üniversitesi diye eleştiriyorlar. Hacettepe ve ODTÜ kurulduğu zaman da birileri öyle demişti. Ama dikilmeyen bir fidanın ağaç olması ve meyve vermesi düşünülemez" dedi.
Üniversitenin fiziki altyapısı, akademisyeni ve öğrencisi ile bir bütün olduğunu belirten Çelik, bunun hükümetin vazifesi olduğunu ve hakkıyla yerine getirildiğini kaydetti.
2002 yılında kamunun Ar-Ge bütçesinin yaklaşık 100 trilyon olduğunu, bu sayının ise bugün 1.5 katrilyona çıktığını anlatan Çelik, yüzde bin 500'lük bir artış olduğunu ancak onun da yeterli olmadığını dile getirdi.
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ ise yaptığı konuşmada, yaşadıkları sorunlara ve sınırlılıklara karşın bugün yükseköğretim kurumlarının önemli başarılara imza attığını belirterek, uluslararası tanırlılığı ve saygınlığı olan üniversitelerin sayısının her geçen gün çoğaldığını söyledi.
Üniversitelerin içinde yaşadıkları ülkelerin bilgi çağına hazırlanmasında, küresel rekabetin öne geçebilmelerinde en önemli dayanak ve araç olduğunu ifade eden Taluğ, "Bir ülkede üniversiteleri görmezden gelerek, onların güçlenmelerine önem verilmeden sağlıktan tarıma değin hiçbir alanda büyük dönüşüm projeleri hayata geçirelemez, köklü reformlar gerçekleştirilemez. Bir ülkenin üniversiteleri özerk ve özgür değillerse, yetkin ve eleştirel bir bilim ortamına sahip değillerse, yeterli donanım ve kaynaktan yoksunlarsa o ülkenin toplumsal ve ekonomik gelişimi yeterince sağlıklı güçlü olamaz" diye konuştu.
Son dönemlerde üniversitelerle ilgili olarak medyada en çok yer alan haberlerin rektör atamaları olduğuna değinen Taluğ, rektör atamalarının tartışmaya değer olduğunu ancak asıl önemli olanın üniversitenin nasıl yönetileceği sorunu olduğunu söyledi.
Oluşturmak istedikleri üniversite ortamının sahiplenme duygusunu yeniden yeşerten, geçmişin birikimi ve bugün deneyimiyle bir gelecek tasarımını ortaya koyan ve o gelecek tasarımına göre kendisini yenileyen bir üniversite ortamı olduğunu kaydeden Taluğ, eleştirel düşüncenin hiçbir gerekçeyle engellenmediği, öğretenin öğrettiğini, öğrenenin öğrendiğini sorguladığı bir üniversite ortamı oluşturmak istediklerini vurguladı.
Üniversitelerin sayısının çoğalmasından mutluluk duyduklarını dile getiren Taluğ, bir bilim ortamı oluşturulması için sadece binalar ve belli sayıda akademisyenin yetmeyeceğini kaydetti.
Üniversitenin özgür bir düşünce alanı olduğunu ifade eden Taluğ, "Düşüncelerinizi açıkça ortaya koymaktan çekinmeyiniz. Ancak tüm görüşme ve tartışmalarda medeni ve zarif ve üslup kullanınız. Üniversite içinde ayrımcılığa baskı ve şiddete dayanan yaklaşımlara hiçbir yer olamaz" şeklinde konuştu.
|