Mal beyanı için dişlerini mi sökelim
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli hakkında ortaya atılan “rüşvet” iddialarıyla ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan parti tüzüğüne sahip çıkmasını istedi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli hakkında ortaya atılan “rüşvet” iddialarıyla ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan parti tüzüğüne sahip çıkmasını isterken, genel başkanlar ve milletvekilleriyle karşılıklı mal beyanlarını açıklama çağrısında bulundu. Anadol, bu kadar iddiadan sonra Dişli’nin kendi mal beyanını açıklamamasını “Utanç verici” olarak değerlendirerek, “Dişli’nin dişlerini sökerek mal beyanında bulunmasını mı isteyelim” dedi. Anadol, Cumhurbaşkanı Gül tarafından yapılan rektör atamalarını da sert bir dille eleştirerek, atamalar konusunda yeni iddialar ortaya attı. Anadol, "Bu dönem Parlamentosu, anayasa değişikliği yapamaz" dedi.
-SEZER CUMHURİYETE ÖZDE BAĞLI-
Anadol, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Gül'ün yaptığı rektör atamalarına sert eleştiriler yöneltti. 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında da kıyaslama yaptı. Atatürk ilkelerine bağlı öğrencilerin yetiştirilmesi ancak, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine inan yöneticilerle sağlanabileceğini savunan Anadol, “Sayın Ahmet Necdet Sezer de Cumhurbaşkanlığı yeminine ve yükseköğretim kanununun ruhuna sadık kalarak, rektörlerin çağdaş, Atatürk Devrimleri ile Cumhuriyete özde bağlı kişiler olması noktasında taraf olmuştur” dedi. Anadol, “Sayın Gül de, bu süreçte taraf olmuştur” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhuriyetle hesaplaşma içinde olanlar, 2. Cumhuriyetçiler, AKP işbirlikçileri noktasında taraf olmuştur. İşte iki cumhurbaşkanı portresi arasındaki fark budur. Birisi, Cumhuriyetin temellerini oymaya çalışanları engellemiş, bir diğeri ise üniversiteleri AKP’nin arka bahçesi yapmaya çalışmıştır. Gül görevlidir, AKP iktidarının yarım bıraktıklarını tamamlamaya, Türkiye’yi dönüştürmeye kendisini adamış bir görevlidir. Tüm bunların altında, hukuksal olarak kapanmış olan türban dosyasını yeniden açmak ve üniversitelerde fiili durum yaratarak, Anayasa’yı delme amacının yattığını görmemek için saf olmak gerekir.”
-REKTÖR ATAMALARINA AKP REFERANSI-
Anadol, Bitlis Eren Üniversitesine YÖT tarafından 1. sıradan rektör adayı yapılan Prof. Dr. Abdullah Bayram’ın kendisini tanıtmak için açtığı Web sitesinde “ibret verici” bir belgenin ortaya çıktığını söyledi. Anadol söz konusu Web sitesinde, “Abdullah Bayram’ın özgeçmişine ilişkin bölümün altında ‘Refaranslar” diye bir bölüm var. Bayram’ın referanslarının altında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, Danışman Yalçın Akdoğan. Şimdi sormak istiyorum, Cumhurbaşkanı tarafından başkanı atanan ve şekillendirilen YÖK, AKP’li politikacıların ve Başbakan danışmanlarının referansına göre üniversite rektörlerini belirliyor” dedi.
-DİŞLİ MAL BEYANINI AÇIKLAMALI-
Bir gazetecinin, Dişli'nin mal varlığının açıklanmasına yasaların izin vermediğini hatırlatarak, “Siz, Şaban Dişli'nin mal varlığının açıklanması için yasal bir girişimde bulunacak mısınız ya da hakkında suç duyurusunda bulunacak mısınız?” sorusu üzerine Anadol, "Dişli'nin biraz dürüstse, sıradan ve normal bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının davranması gereken davranışlara sahipse, mal varlığını kendisinin açıklaması" gerektiğini söyledi. Anadol, yasama dönemi başında mal bildirimini basına açıkladığını anımsatarak, “Ceza mı gördüm?” diye sordu. Mal bildirimini açıklamanın bir müeyyidesi olmadığını ifade eden Anadol, şöyle devam etti: “Bu kadar iddiadan sonra, Şaban Dişli, kendi mal varlığını kendisi açıklamıyorsa, artık biz kanunlarda madde mi var, yeni bir kanun mu çıkaralım, Şaban Dişli'nin dişini söker gibi mal beyanında bulundurmaya çalışalım. Bundan Şaban Bey'in utanması lazım. Utanç duyması lazım bu durumdan. Bu utançtan kurtularak, Şaban Dişli'nin örnek bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi mal beyanını vermesi lazım.”
-BAŞBAKAN TÜZÜĞÜNÜN GEREĞİNİ YAPSIN-
AKP Tüzüğünün 162. maddesinde Kurucular Kuruluna ilişkin düzenleme yer aldığını ve buna göre, kurul üyelerinin göreve başlama tarihini izleyen 1 ay içinde mal bildiriminde bulunmaları gerektiğini anlatan Anadol, Dişli'nin mal bildiriminin, sadece Meclis'te değil, aynı zamanda AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da bulunduğunu da söyledi. Anadol şöyle devam etti; “Dişli'nin dişini söker gibi mal bildiriminde bulunmasını sağlayamazsak, muhatabımız Recep Tayyip Erdoğan. AKP Genel Başkanı. Tüzüğünü uygulasın. 162. maddede, Şaban Dişli'nin dedikoduları aşan bunca suçlamadan, kanıt ölçüsüne varan, kendi imzasını taşıyan, iş takibi karşılığında 1 milyon dolar alacağını kendi imzasıyla kabul ve beyan eden. Bunu belgeledi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. ‘Bu belge yoktur’ diyemiyor Şaban Dişli. Bir genel başkanın yapması gereken nedir o zaman? Hani yolsuzluğa damardan giriyordu AKP. Nereye kadar giderse gitsin deniyordu. İşte gidiyor, senin genel başkan yardımcına kadar gitti. Sen görevini yap Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı. Tüzüğünü uygula. Emir ver.” Mal bildiriminde bulunma konusunda çağrıda bulunan Anadol, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile Başbakan Erdoğan'ın geçmişte bu konuda açıklama yaptıklarını hatırlattı. Anadol, “Şimdi bütün genel merkez yöneticileri ve milletvekilleri karşılıklı mal bildiriminde bulunalım. Biz hazırız CHP olarak. Şeffaf biçimde, basının önünde mal bildiriminde bulunalım” dedi.
-BU DÖNEM PARLAMENTO ANAYASA DEĞİŞTİREMEZ-
Bir gazetecinin, açıklanan 3. Ulusal Program Taslağında öngörülen anayasa değişikliklerini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya Kemal Anadol, "kediye ciğer emanet edilmeyeceğini" söyledi. AKP’nin, laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğunun Anayasa Mahkemesi kararıyla tescil edildiğini ifade eden Anadol, konuşmasına şöyle devam etti: “Meclis çoğunluğu onlardan oluşuyor. Onların anayasa değişikliği taleplerine 'evet' demek tam anlamıyla kediye ciğeri emanet etmektir. Ondan ne geleceğini biz biliyoruz. Ondan sonra Anayasa Mahkemesi üyelerini, Meclis'e, kendilerine seçtirecekler. Onun adı da hukuk reformu olacak. Onların ne istediklerini biliyoruz. Bu dönem Parlamentosu, anayasa değişikliği yapamaz. Özellikle parti kapatma konusunda, diğer konularda. 'Yok, özgürlükleri geliştireceğiz.' Bunların hepsi laf.”
|