Ekonomide lig atlayamadık!
Prof. Yılmaz Esmer, Türk ekonomisinin son 50 yılda dünya ortalamasında büyüme kaydettiğini, bunun bir başarı olarak kabul edilip edilmemesinin ise hedeflere bağlı olduğunu söyledi.
Esmer ayrıca Avrupalıların Türk demokrasisiyle ilgili bazı konularda haksızlık ettiğini ifade etti.
Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer
Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer, Türk ekonomisinin son 50 yıl içinde dünya ortalamasında büyüdüğünü söyledi.
Dünya Değerler Araştırması’nın Türkiye’de düzenlenen ilk genel kurulunun ardından Gazeteport’a özel açıklamalarda bulunan Esmer, Türkiye’de demokrasi anlayışı, Türk ekonomisi ve dünya ülkelerinin değerlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. ‘ORTALAMA BÜYÜDÜK’ Türk ekonomisinin son 50 yılda dünya ortalamasında büyüme kaydettiğini söyleyen Yılmaz Esme şunları söyledi:
“Biz, Brezilya’nın ekonomik olarak gösterdiği başarıyı gösteremedik. 2001’de çok ağır bir kriz atlattık. Bizim gelirlerimiz 1950'lerde Yunanistan ve Güney Kore ile aynıydı. Şimdi makas oldukça açıldı. Türkiye son 50-60 yıla bakıldığında dünya ortalamasına göre büyüdü. Bunu başarı olarak kabul ediyorsak sorun yok. Bu, hedeflere bağlı bir şey. Ancak ekonomide hedef lig atlamaksa bunu beceremedik.”
KALKINMANIN ANAHTARI ORTA SINIFTA Orta sınıfın kalkınmada ve demokrasilerde kilit rol oynağını söyleyen Prof. Yılmaz Esmer şunları kaydetti:
“Tabii bu çok tartışmalı bir mesele. Önce belli bir ekonomik kalkınma düzeyine gelinecek, orta sınıf büyüyecek ve daha sonra demokratik değerleri yerleşecek. Bunlar olmadan demokrasi olur mu?
Mesele Hindistan. Çok yoksul bir ülkede orta sınıf yokken İngilizler ortaya çıktığından beri bir demokrasi işliyor. Bazı az gelişmiş ülkelerde de denemeler var ama işlemiyor demokrasi.
Bir de insanların kafa yapıları var. Demokratların olmadığı bir demokrasiyi işletmek mümkün değil, kolay gelsin. Demokrasi kurmak kolaydır. Bir anayasa, bir seçim, ya da dış baskı... Ama sürer mi? Bir yerde kafa yapısına, bir yerde de orta sınıfa bağlı.
MEDYASIZ DEMOKRASİ SÖZ KONUSU OLAMAZ Türkiye’de son dönemde yaşanan medya-iktidar savaşına da değinen Esmer şöyle devam etti:
“Burada biraz arıza var. Güncel kavgalar ayrı. Şimdiki durum bir sene öncesinden çok farklı. Muhalefet, bir sene önce büyük medyaya bizim Cumhuriyet Mitinglerini yeteri kadar yayınlamıyorsun diyordu. 6 ay sonra değişebilir durum. Burada demokrasi arızalı gibi görünüyor.
Demokrasilerde muhalefete tahammül etmek gerekiyor. Başka türlü bir demokrasi olamaz. Bizim, bu son tartışmalarda demokratik açıdan yeterli olgunluğa ulaşmadığınızı görüyoruz. İnsanları suçlamak değil, sorunu çözmek önemli. Medyasız demokrasi söz konusu olamaz. “
BİZİM POLİTİKACILARDAN HİÇ TALEP YOK Değerler Araştırmasının dünya nüfusunun yüzde 90’ına ulaştığını ve organizasyonun amacının politika üretmek değil, araştırmalardan sonuç çıkarmak olduğunu ifade eden Yılmaz Esmer şunları söyledi:
”Değerler Araştırması’nın amacı politika üretmek değil, verileri ortaya koymak. Bundan sonrası yöneticilerin ve politikacıların işi. Birçok ülkede bu verilere bakıyorlar. Temel değeri buysa halkın o zaman bu işi böyle yapalım diyor politikacılar. Hatta İsveç'te ordunun değerleri araştırılıyor. Bu proje 5 yıldır sürüyor. Yeni bir küresel fonksiyon ve küresel bir rol üstlenerek bir dönüşüm düşünmüş İsveç Genelkurmayı. Bu, her şeyden öne bir zihniyet dönüşümü gerektirir.
Peki zihniyet dönüşümü nasıl gerçekleşecek? Önce şu anki değerleri bilmek gerekir. İhtiyaç duyulan değerleri öne çıkararak ona göre bir eğitim planı gerekir. Bütün alanlarda bu geçerli.
Kadın - Erkek ilişkilerinde de böyle. Bu konuda Hollanda ile Türkiye arasında çok fark var. Aynı kanunları getirebilirsiniz ama bunun ötesinde fazla adım atamazsınız. Demokrasi ihraç ederek ya da ithal edilerek yapılmaz. İlk adım olarak yapılabilir ama sürer mi?
Mesela Irak.. Burada cemaatler aşiretler var. Bunların fonksiyonu nedir bunu bilmek lazım. Bunun yerine koyacak birşey olmazsa yeni düzeni çalıştırmak çok zor. Bazı politikacılar değerler araştırmasının sonuçlarını değerlendiriyor. Mesela Mısır'da bakanlar kurulu değerler araştırmasının sonuçları için toplandı. Türkiye'den böyle bir talep hiç gelmedi. Değil Bakanlar Kurulu, çok daha alt düzeylerden bile böyle bir talep gelmedi. Bunun ilginç tarafı tek bir ülkede birşey bulmak yetmiyor. Mukayese lazım. Mesela Türkiye'de insanların hiçbiri siyasi partilere güvenmiyor. Ama Avrupa'nın tamamı partilere güvenmiyor.”
HERKESİN DEĞERLERİ FARKLI Bazı değerlerin insandan insana ve ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiğini kaydeden Esmer konuyla ilgili şunları söyledi:
“İnsanların bir takım temel değerleri var. Bu değerler neyin doğru neyin doğru olduğuna karar vermede önemli unsur oluyor. Bu değerler herkeste aynı olmadığı gibi toplumdan topluma da farklılık gösteriyor.
Mesela hoşgörü ve özgürlük. Bunlar, demokratik sisteme önem katan değerlerdir. Rekabet ve dayanışmadan bahsedelim. Bir tanesi serbest piyasa ekonomisin benimseyecek, bir tanesi de daha farklı bir şeyi benimseyecektir. Bu her alanda uygulanabilir. Din, kadın-erkek ilişkiler, v.s…
Temel değerlerimiz kadını belli bir şekilde tanımlıyorsa kadın-erkek eşitliğinde sorunlar çıkarabilir. Değeler araştırmasının araştırmalarından bir tanesi de; kağıt üzerinde bir sürü şey yazılabilir ama bunları uygulayacak insanlar yoksa etrafta bu işler zor olur, hatta bazen çok zor olur. Değerler araştırmasının temek çıkış bu. Tüm toplumlarda değerleri araştırmak gerekiyor. Bu fikir, çok eskiye dayanıyor. Bu araştırma sistematik olarak ilk 1970'li yıllarda eurobarometer ile başladı diyebiliriz.”
HERKES DEMOKRASİ İSTİYOR AMA… Yapılan araştırmalarda dünyada herkesin demokrasi istediğini ifade eden Prof Yılmaz Esmer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son durum şöyle: Dünyada hemen herkes demokrasi istiyorum diyor. Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri, Uzakdoğu… İnsanlara nasıl bir rejim istersin deyince demokrasi isterim diyor. Yalnız insanların demokrasiden anladıkları çok farklı. Herkes istiyorum diyor da sorulduğu zaman bazı insanlar bundan sadece ekonomiyi, büyümeyi, anlıyor, kimi refah, gelişme, kimisi sağlık ve eğitim anlıyor.Birileri bundan özgürlükleri anlarken, kimisi de referandum anlıyor. Bu ince ayrımlar önemli.”
‘BİZDE GENÇLERLE YAŞLILAR ARASINDA GÖRÜŞ FARKI YOK’ Gazeteport’a özel yaptığı açıklamalar sırasında İspanya’daki değişme de değinen Prof. Yılmaz Esmer, İspanya'da genç kuşakla yaşlı kuşak arasında çok ciddi farklar olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“Gelen kuşaklar farklı değerlerle geliyor. Ancak Türkiye'de bu böyle değil. 17 yaşındaki bir gençle 78 yaşında bir insanın dünyaya bakış açısı hemen hemen aynı. Bu dünyada pek rastlanmayan bir şey. Genç kuşakların değerleri çok farklı yaşlılara göre başka yerlerde.
Kimse üzülmesi değerler kayboldu diye. Gençlerde yaşlılar aynı değerlere sahip. Oturup konuşsak anlaştığımız noktaların anlaşmadığımız noktalardan daha fazla olduğunu görürüz” gazeteport
|