Hepsi yalan
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahit Akman, Deniz Feneri Almanya davasıyla ilgili hakkında çıkan iddialarla ilgili olarak, “Bunlar söylenti ve spekülasyondan ibaret konular" dedi.
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahit Akman, Deniz Feneri Almanya davasıyla ilgili hakkında çıkan iddialarla ilgili olarak, “Bunlar söylenti ve spekülasyondan ibaret konular. Söylenecek her şeyi söyledim, söyleyecek yeni bir şey yok. Çünkü o davayla benim hiçbir ilgim ve ilişkim yok” şeklinde konuştu. RTÜK tarafından İstanbul’da düzenlenen “Çocuk Gerçeği ve Medya Okur Yazarlığı Dersinin Önemi“ konulu uluslararası panel sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zahit Akman, davanın Almanya’da görülmesinin bir engel teşkil etmediğini söyleyerek, “Adli yardım anlaşmaları çerçevesinde iki ülkenin yetkili kişileri, kurumları yazışmalarla birtakım şeyleri her zaman sorabilirler” dedi. İddiaları kurumu ve şahsını yıpratmaya yönelik girişimler olarak niteleyen Akman, “Bu iddialara karşı yargı önünde hesaplaşmaya devam edeceğim. Üzücü olan belirli merciler tarafından ortaya atılan bu tür iddialara bazı kişilerin de alet olması” diye konuştu. Zahit Akman, bir gazetecinin, “İddialar Alman savcısının iddiaları, söylenti değil” yönündeki sorusunu ise “Bu iddialarla ilgili olarak basın ve kamuoyu önünde her türlü açıklamayı yaptım ve avukatım aracılığıyla ilgili cevapları verdim” şeklinde yanıtladı. Üst Kuruldaki CHP’li üyelerin hakkındaki iddialar nedeniyle, uluslararası bir konferansa başkan sıfatıyla katılmasına karşı çıktıklarının hatırlatılması üzerine de Akman, toplantı kararının 9 üyenin imzasıyla alınmış bir karar olduğunu hatırlatarak, “Birtakım mülahazalarla 3 arkadaşımız bugün gelemeyeceklerini ifade ettiler. Saygı duyuyorum. Çocuklara yönelik böylesine önemli bir konuya herkesin destek olması gerekir” dedi.
-"BİLİNÇLİ İZLEYİCİ VE OKUYUCU YARATMAK HEDEF"-
Panelin açış konuşmasını yapan RTÜK Başkanı Zahit Akman, hür türlü siyasi anlayışın ötesinde, çocukların geleceği ile ilgili bu tür konuların desteklenmesi gerektiğini belirterek, yürüttükleri çalışmaları gözden düşürmeye yönelik girişimleri çocuklara ve onların geleceğine karşı yapılmış bir saygısızlık olarak niteledi. İzleyicilerin 4.5-5 saatlerini, çocukların da günde yaklaşık 3 saatlerini ekran karşısında geçirdiklerini hatırlatan Akman, “Çocuklar bu süreyi hiçbir rehberlik almadan istediklerini gibi kullanıyorlar. Televizyonu istedikleri zaman açıyorlar, kapatıyorlar ya da zapping yapıyorlar. Yalnızca program içi denetim yaparak çocukları korumanın mümkün olmadığını gördük ve bilinçli izleyici yaratmanın da çok önemli olduğunu kabul ederek projeler geliştirdik” diye konuştu.
-"GEÇEN YIL 400 BİN ÖĞRENCİ SEÇTİ"-
İlk öğretim okullarında medya okur yazarlığı dersinin 2006 yılında pilot bir proje olarak beş okulda başladığını hatırlatan Akman, 2007-2008 yılı öğretim yılında Türkiye’de 1.5 milyon öğrencinin bu programa katılmasının hedeflendiğini belirterek, “Geçen öğretim yılında 400 bin öğrenci bu dersi seçti” dedi. Akman 2008-2009 öğretim yılıyla ilgili bilgi verirken, “Bu öğretim yılında İstanbul’da 600 okulda medya okur yazarlığı dersi seçmeli ders olarak okutulacak. Ankara’da da bin ilköğretim okuluyla görüşmeler sürüyor. Orada da aynı sayıya ulaşacağız sanırım. Bu dersleri sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde değil 81 ile ve ilçelerine kadar yaymayı hedefliyoruz” diye konuştu. Vatandaşlarını bu dersi kabullenmeleri ve çocukların da bu dersi seçmelerinin önemine değinen Zahit Akman, kitle iletişim araçlarının sosyalleşme ve eğitim işlevleri bakımından çok önemli olduğunu vurgulayarak“ Bu dersler sayesinde bilinçli TV izleyicisi, bilinçli gazete okuru, bilinçli radyo dinleyicisi ve bilinçli internet kullanıcısı yaratmayı sağlayacağız” dedi
|